Ilgaz, köyünün ardındaki Hiç Bitmeyen Dağ'a tırmanır ve bulutların üzerinde ışığı sönmüş Gökçe Köy'e ulaşır; köylüler...
Kullanım İpuçları
- Sayfayı çevirmek için sayfaya tıklayın ya da yön tuşlarını kullanın.
- Dinle butonu ile sesli anlatımı başlatın.
- Oto Ses açıkken sayfa bitince otomatik devam eder.
- Kaydırıcı ile hızlı konum değiştirin.
- 3D Açık/Kapalı ile perspektifi değiştirin.
- Kilit ile sayfa tıklamalarını kapatabilirsiniz.
- Tam ekran ile daha iyi odaklanın.
- Yazı Boyutu butonu ile metin boyutunu 14px ile 30px arasında ayarlayabilirsiniz.
Pusat ve Vicdanın Işığı


Pusat, güneşin tozlu ışıklarının süzüldüğü tavan arasında eski eşyaları karıştırıyordu. Büyükbabasından kalan hatıralar arasında, köşede unutulmuş, üzeri işlemeli ağır bir sandık dikkatini çekti. Sandığın kapağını zorlanarak açtığında, kadife bir kesenin içinde parlayan metal bir nesne buldu. Bu, alışılagelmiş pusulalara hiç benzemiyordu; üzerinde yönler yerine tuhaf semboller ve ortasında sürekli renk değiştiren küçük bir kristal vardı.


Pusat pusulayı eline aldığında, kristalin mavi bir ışıkla titrediğini fark etti. Pusulanın iğnesi kuzeyi göstermek yerine, Pusat'ın o anki düşüncelerine göre hareket ediyordu. "Bu bir zaman pusulası mı?" diye düşündü. Ancak pusula ne saati ne de yönü gösteriyordu. Pusulanın kapağında eski bir yazı belirdi: "Yolunu bulmak için dışarıya değil, içeriye bak. Bu pusula sadece en doğru karara giden yolu aydınlatır."


Ertesi gün okulda Pusat'ın önünde zor bir seçim vardı. En yakın arkadaşı Elif, matematik projesini yetiştiremediği için çok üzgündü. Pusat kendi projesini bitirmişti ama Elif'e yardım ederse kendi oyun saatinden feragat etmesi gerekecekti. Cebindeki pusulanın hafifçe ısındığını hissetti. Elini cebine atıp gizlice pusulaya baktığında, iğnenin kararlı bir şekilde Elif'in sırasına doğru döndüğünü gördü.


Pusat, pusulanın gösterdiği yöne güvenmeye karar verdi. O öğleden sonra tüm vaktini Elif'e konuyu anlatarak geçirdi. Kendi oyun planları iptal olmuştu ama Elif'in gözlerindeki o rahatlama ve teşekkür dolu gülümseme, Pusat'ın içini garip bir huzurla doldurdu. Pusula cebinde hafifçe titreyerek sanki onu onaylıyordu. Pusat, bu cihazın sadece bir oyuncak olmadığını o an anladı.


Birkaç gün sonra okul koridorunda yürürken Pusat, kantin görevlisi Ahmet Bey'in düşürdüğü bir zarfı gördü. Zarfın içinde kantin için toplanan paralar vardı. Etrafta kimse yoktu ve Pusat bu parayla çok istediği o yeni bisikleti alabilirdi. Pusulayı çıkardığında, iğnenin huzursuzca titrediğini ve kristalin uyarıcı bir kırmızı renge büründüğünü fark etti. Pusula, kantin ofisinin olduğu koridoru işaret ediyordu.


Pusat derin bir nefes aldı. Pusulanın uyarısı, aslında kendi içindeki o fısıltının bir yansıması gibiydi. Zarfı yerden aldı ve doğruca Ahmet Bey'in yanına gitti. Ahmet Bey, parayı bulduğuna o kadar sevindi ki Pusat'ın dürüstlüğü için ona uzun uzun teşekkür etti ve bu dürüstlüğün her türlü bisikletten daha değerli olduğunu söyledi. Pusat, kantinden ayrılırken pusulanın tekrar yumuşak, yeşil bir ışık saçtığını gördü.


Günler geçtikçe Pusat, her zor kararda pusulaya danışmaya başladı. Hangi kitabı okumalı? Kiminle barışmalı? Ödevini ne zaman yapmalı? Ancak bir sabah uyandığında pusulanın kristalinin tamamen söndüğünü fark etti. İğne hiçbir yere dönmüyor, sanki sıradan bir metal parçası gibi duruyordu. Pusat büyük bir endişeye kapıldı; artık neyin doğru olduğunu nasıl bilecekti?


O gün okulda büyük bir satranç turnuvası vardı. Pusat finale kadar yükselmişti. Rakibi Elif'ti. Oyunun en kritik anında Elif, Pusat'ın fark edemeyeceği kadar küçük bir hata yaptı ve taşı yanlış yere koydu. Eğer Pusat susarsa oyunu kazanacaktı. Elif'in hatasını söyleyip söylememek arasında kaldı. Elini cebine attı ama pusula hala sönüktü ve hiçbir cevap vermiyordu.


Pusat bir süre tahtaya, sonra sönük pusulaya baktı. Pusuladan bir işaret beklemek boşunaydı. Sonra gözlerini kapattı ve kalbinin sesini dinledi. Arkadaşının hatasından faydalanarak kazanmak ona zafer getirmeyecekti, sadece pişmanlık verecekti. "Elif," dedi sessizce, "az önce kale ile yanlış bir hamle yaptın, istersen geri alabilirsin."


Elif hatasını düzeltti ve oyun devam etti. Sonunda Elif kazandı ama Pusat hiç üzülmedi. Aksine, hayatındaki en doğru hamleyi yaptığını hissediyordu. Tam o sırada cebinde bir sıcaklık hissetti. Pusulayı çıkardığında, kristal daha önce hiç olmadığı kadar parlak ve bembeyaz bir ışıkla parlıyordu. Ancak bu kez iğne bir yönü göstermek yerine, Pusat'ın kalbinin tam üzerine yönelmişti.


Pusat o an her şeyi anladı. Pusula ona doğru yolu öğretmek için bir araçtı, bir rehberdi. Ama o yolu yürüyecek olan cesaret ve erdem zaten Pusat'ın içindeydi. Pusulanın artık çalışmamasının sebebi, Pusat'ın artık ona ihtiyaç duymamasıydı. Doğruyu yanlıştan ayıracak olan güç, pusulanın kristalinde değil, kendi vicdanındaydı.


Eve döndüğünde Pusat, pusulayı tekrar o eski kadife keseye koydu ve tavan arasındaki sandığa yerleştirdi. Belki yıllar sonra bu rehbere ihtiyaç duyacak başka bir çocuk onu bulacaktı. Pusat sandığı kilitledi ve aşağı indi. Artık her kararında pusulaya değil, kalbinin sesine güveniyordu. Çünkü biliyordu ki; en doğru pusula, insanın vicdanıdır.


