Arda, başkalarının dünyasını anlamayı yani empati kurmayı öğrenir.
Kullanım İpuçları
- Sayfayı çevirmek için sayfaya tıklayın ya da yön tuşlarını kullanın.
- Dinle butonu ile sesli anlatımı başlatın.
- Oto Ses açıkken sayfa bitince otomatik devam eder.
- Kaydırıcı ile hızlı konum değiştirin.
- 3D Açık/Kapalı ile perspektifi değiştirin.
- Kilit ile sayfa tıklamalarını kapatabilirsiniz.
- Tam ekran ile daha iyi odaklanın.
- Yazı Boyutu butonu ile metin boyutunu 14px ile 30px arasında ayarlayabilirsiniz.
Kayıp Fener Ormanı


Mina eski haritaları incelemeyi çok severdi. Kasabanın diğer çocukları oyun oynarken o, kütüphanenin sessiz köşesinde kayıp yolları ve unutulmuş yerleri araştırırdı. Bir gün sararmış bir haritanın kenarında küçük bir not fark etti. “Fener sönerse orman uyur.”


O gece rüzgâr garip bir şekilde uğulduyordu. Mina penceresinden baktığında ormanın derinliklerinde bir anlığına altın renkli bir ışık gördü. Işık kaybolmadan hemen önce küçük turuncu bir tilkinin ağaçların arasında koştuğunu fark etti.


Ertesi sabah Mina sırt çantasını hazırlayıp ormana doğru yola çıktı. Yosun tutmuş taşların arasından ilerlerken aynı küçük tilki yeniden ortaya çıktı. Tilki dikkatlice Mina’ya baktı ve sanki onu takip etmesini istiyormuş gibi yavaşça yürümeye başladı.


Mina tilkiye “Senin adın Rüzgâr olsun,” dedi gülümseyerek. Rüzgâr kuyruğunu salladı ve dar patikaların arasından ilerledi. Çok geçmeden ağaçların arasında terk edilmiş eski bir fener kulesi belirdi.


Fener kulesinin kapısı yarı açıktı. İçerisi toz ve örümcek ağlarıyla kaplıydı ama kulenin tam ortasında dev bir kristal duruyordu. Kristalin içindeki ışık çok zayıftı ve her saniye biraz daha sönüyordu.


Tam o sırada yukarıdan baston sesi duyuldu. Uzun gri paltolu yaşlı bir adam merdivenlerden indi. “Ben Bay Loras,” dedi sakin bir sesle. “Bu ormanın ışığını koruyordum ama kristal artık gücünü kaybediyor.”


Bay Loras kristalin yeniden parlaması için Ay Çiçeği gerektiğini anlattı. Bu nadir çiçek yalnızca Sis Vadisi’nde yetişiyordu. Ancak vadi geceleri yoğun sisle kaplanır ve yolu kaybedenler geri dönemezdi.


Mina korkmasına rağmen yolculuğa çıkmayı kabul etti. Rüzgâr önden ilerliyor, Mina ise elindeki küçük fenerle taşlı yolları takip ediyordu. Sis Vadisi’ne ulaştıklarında etraflarını beyaz bir sessizlik sardı.


Sislerin arasında mavi ışıklar belirmeye başladı. Mina ilk başta korkuyla geri çekildi ama Rüzgâr sakin kaldı. Tilki bir kayanın yanında duran parlak gümüş yapraklı çiçeği işaret etti. Ay Çiçeği sonunda bulunmuştu.


Dönüş yolunda sis gittikçe yoğunlaştı ve Mina yolu kaybettiğini düşündü. Tam paniğe kapılacakken Rüzgâr hafifçe patisini Mina’nın eline koydu. Mina derin bir nefes aldı ve korkusunun geçmesini bekledi.


Fener kulesine geri döndüklerinde Bay Loras Ay Çiçeği’ni dikkatlice kristalin yanına yerleştirdi. Bir anda kule altın ışıkla parladı. Kristalin içindeki sıcak ışık bütün ormana yayıldı ve ağaçların arasındaki karanlık kayboldu.


O geceden sonra orman artık eskisi kadar sessiz değildi. Mina ne zaman kuleyi ziyaret etse uzakta altın ışığın parladığını görürdü. Rüzgâr ise her zaman yanında olurdu. Çünkü bazı dostluklar en karanlık gecelerde başlar.



