Merve, okul hazırlığı yaparken eşyalarını tek tek sayar ve saymanın ne kadar eğlenceli olduğunu keşfeder.
Kullanım İpuçları
- Sayfayı çevirmek için sayfaya tıklayın ya da yön tuşlarını kullanın.
- Dinle butonu ile sesli anlatımı başlatın.
- Oto Ses açıkken sayfa bitince otomatik devam eder.
- Kaydırıcı ile hızlı konum değiştirin.
- 3D Açık/Kapalı ile perspektifi değiştirin.
- Kilit ile sayfa tıklamalarını kapatabilirsiniz.
- Tam ekran ile daha iyi odaklanın.
- Yazı Boyutu butonu ile metin boyutunu 14px ile 30px arasında ayarlayabilirsiniz.
Tahta Çocuğun Macerası


Evvel zaman içinde, oyuncakçı dükkanında yaşayan Usta Kemal adında yaşlı bir marangoz varmış. Usta Kemal'in hiç çocuğu olmamış ve hep bir oğlu olmasını hayal edermiş. Bir gün, ormanda çok özel, konuşan bir odun parçası bulmuş. 'Bu odundan harika bir kukla yapabilirim!' diye düşünmüş.


Usta Kemal, bütün sevgisini ve yeteneğini kullanarak odundan bir erkek çocuk kuklası oymuş. Ona kırmızı bir pantolon, sarı bir yelek ve sivri bir şapka giydirmiş. 'Adın Bora olsun!' demiş neşeyle.


O gece, Usta Kemal uyurken odasını sihirli bir ışık doldurmuş. Bu, Işık Perisi'ymiş. Usta Kemal'in iyi kalpli dileğini duymuş. Asasıyla Bora'ya dokunarak, 'Uyan küçük kukla,' diye fısıldamış. 'Eğer cesur, dürüst ve iyi bir çocuk olursan, bir gün gerçek bir çocuğa dönüşebilirsin.'


Sabah olduğunda Usta Kemal, Bora'nın atölyede zıplayıp dans ettiğini görünce gözlerine inanamamış. 'Yaşıyorsun!' diye bağırmış sevinçle. Bora'ya sımsıkı sarılmış. Artık yalnız değilmiş.


Usta Kemal, Bora'nın okula gidip bir sürü şey öğrenmesini istemiş. Bu yüzden en sevdiği paltosunu satıp Bora'ya bir alfabe kitabı almış. 'Doğruca okula git ve yaramazlık yapma,' diye tembihlemiş.


Bora okula giderken yolda kurnaz Tilki ile tanışmış. Tilki, 'Okul çok sıkıcıdır,' demiş. 'Gel seni harika bir kukla tiyatrosuna götürelim. Orada çok eğlenirsin!'


Tilki'nin yanında yürüyen Kedi de başını sallayarak onu onaylamış. 'Evet evet! Şarkılar, danslar ve bir sürü şekerleme var!' diye miyavlamış. Bora, babasına verdiği sözü bir anlığına unutmuş.


Bora, okul kitabını satıp tiyatroya gitmiş. Ama orada başı derde girmiş ve oradan kaçmak zorunda kalmış. Ormanda tek başına ağlarken Işık Perisi yeniden ortaya çıkmış. 'Neden okulda değilsin Bora?' diye sormuş nazikçe.


Bora gerçeği söylemekten utanmış. 'Şey... Yolda beni canavarlar yakaladı,' diye uydurmuş. Bunu söyler söylemez, burnunda bir tuhaflık hissetmiş. Burnuuu uzamaya başlamış!


Işık Perisi, 'Emin misin?' diye tekrar sormuş. Bora, 'Evet evet, kocaman yeşil canavarlardı!' diye ikinci yalanı söylemiş. Bu sefer burnu o kadar uzamış ki üzerine küçük bir kuş konmuş! Bora çok utanmış.


Bora daha fazla dayanamayıp hıçkırarak her şeyi itiraf etmiş. 'Yalanlar seni çirkinleştirir Bora, ama gerçekler seni özgür bırakır,' demiş Işık Perisi. Sihirli asasıyla dokununca Bora'nın burnu hemen eski haline dönmüş.


Bora, babasından özür dilemek için koşa koşa eve gitmiş ama Usta Kemal orada değilmiş. Komşuları, onu aramak için denize açıldığını söylemişler. Bora, babasını bulmak için hemen sahile koşmuş.


Bora, babasını ararken dev bir balina tarafından yutulmuş! Balinanın karanlık midesinde bir ışık görmüş. Bu, Usta Kemal'ymış! Birbirlerini bulunca sevinçle kucaklaşmışlar.


Bora'nın aklına bir fikir gelmiş. Balinanın midesinde ateş yakmışlar. Yükselen duman balinayı gıdıklamış ve dev bir hapşırıkla ikisini de dışarı fırlatmış! Birlikte yüzerek kıyıya çıkmayı başarmışlar.


Işık Perisi, Bora'nın babası için gösterdiği cesareti ve sevgiyi görmüş. O gece, Bora'yı ödüllendirmiş. Bora sabah uyandığında artık tahtadan değilmiş. Gerçek bir çocuk olmuş! Usta Kemal ve Bora sonsuza dek mutlu yaşamışlar. Çünkü Bora en önemli dersi öğrenmişti: Doğruyu söylemek ve kalbinin sesini dinlemek en güzeli.


