Minik Kakım Ayris, yağmurdan sonra yumuşayan patikada birbirinden farklı ayak izleri gördü. Her biri farklı bir yöne ...
Kullanım İpuçları
- Sayfayı çevirmek için sayfaya tıklayın ya da yön tuşlarını kullanın.
- Dinle butonu ile sesli anlatımı başlatın.
- Oto Ses açıkken sayfa bitince otomatik devam eder.
- Kaydırıcı ile hızlı konum değiştirin.
- 3D Açık/Kapalı ile perspektifi değiştirin.
- Kilit ile sayfa tıklamalarını kapatabilirsiniz.
- Tam ekran ile daha iyi odaklanın.
- Yazı Boyutu butonu ile metin boyutunu 14px ile 30px arasında ayarlayabilirsiniz.
Minik Yaban Keçisi ve Bulut Merdiveni


Minik Yaban Keçisi Doruk, yemyeşil çayırda duruyordu. Dağın üzerinde basamaklara benzeyen sıra sıra beyaz bulutlar gördü. Aman Allah'ım, gökyüzüne çıkan bir merdiven mi bu? dedi hayretle.


Doruk başını biraz daha kaldırdı ve bulutlara dikkatlice baktı. Her basamak pamuk gibi yumuşak ve bembeyaz görünüyordu. Hayalinde o basamaklardan tek tek çıkıp parlayan yıldızlara ulaştığını canlandırdı.


O sırada Kartal yavrusu Aras yanına kondu. Bak Aras, bulutlar tıpkı bir merdiven gibi! dedi Doruk heyecanla. Aras kanatlarını hafifçe kıpırdatıp yukarı baktı Hayır Doruk, bence o dev bir kuş kanadı gibi duruyor! dedi.


Tavşan Zıpzıp zıplayarak yanlarına geldi. Bence o bir merdiven değil, gökyüzünde yüzen kocaman bir gemi! dedi neşeyle. Zıpzıp, geminin içinde havuç dolu sandıklar olduğunu hayal ederek bıyıklarını oynattı.


Marmot Islıkçı kayanın arkasından başını uzattı. Ben orada kuleleri olan görkemli bir kale görüyorum, dedi uykulu ama mutlu gözlerle. Herkes gökyüzüne bakıp farklı bir macera düşlemeye başlamıştı.


Renkli kanatlarıyla Kelebek Benekli bir çiçeğin üzerine kondu. Bakın, şu bulut tıpkı açılmak üzere olan dev bir papatyaya benziyor! diye fısıldadı. Etraf mis gibi taze çiçek kokularıyla doluydu.


Serçe Cikcik neşeyle şakıyarak geldi ve alçak bir dala kondu. Şu en üstteki bulut bir kralın tacına benzemiyor mu? diye sordu. Hepsi bir ağacın gölgesinde güvenle oturup büyüleyici gökyüzünü izlediler.


Arkadaşlar birbirlerine merakla ve sevgiyle baktılar. Doruk birden sana döndü ve sordu Peki, sen yukarıdaki bulutlara bakınca ne görüyorsun? Haydi, parmağınla en sevdiğin şekli göster!


Doruk gülümsedi ve arkadaşlarına tatlı bir dille açıkladı Aslında bulutlar pamuktan değil, su buharından oluşur. Onlar gökyüzünde serbestçe süzülen yumuşak buharlardı ama hayal kurmak dünyadaki en eğlenceli şeydi.


Onlara dokunamasak da hayal gücümüzle istediğimiz her şeye benzetebiliriz, dedi Doruk. Aras kanatlarını çırptı, Zıpzıp burnunu oynattı. Hayal güçleri onları dünyanın en mutlu dostları yapmıştı.


Güneş yavaşça batarken gökyüzü turuncu, pembe ve mor renklere boyandı. Bulut merdiveni şimdi altın sarısı parlayan bir yola dönüşmüştü. Dağ çiçekleri akşam esintisiyle hafifçe dans ediyordu.


Herkesin aynı bulutta farklı şeyler görebilmesi ne kadar büyük bir zenginlikti. Hayal gücü, aynı dünyaya birçok güzel pencereden bakmamızı sağlar. İyi uykular tatlı hayalperestler!



