Güneşli bir sabah, yeşil çayırların en yumuşak köşesinde minik koyun Pamuk uyanmış. Pamuk’un bembeyaz ve kabarık yünl...
Kullanım İpuçları
- Sayfayı çevirmek için sayfaya tıklayın ya da yön tuşlarını kullanın.
- Dinle butonu ile sesli anlatımı başlatın.
- Oto Ses açıkken sayfa bitince otomatik devam eder.
- Kaydırıcı ile hızlı konum değiştirin.
- 3D Açık/Kapalı ile perspektifi değiştirin.
- Kilit ile sayfa tıklamalarını kapatabilirsiniz.
- Tam ekran ile daha iyi odaklanın.
- Yazı Boyutu butonu ile metin boyutunu 14px ile 30px arasında ayarlayabilirsiniz.
Minik Tilki Tarçın ve Sihirli Tohum


Bir sabah, minik tilki Tarçın ormanın kıyısında gezintiye çıkmıştı. Yerde, yaprakların arasında parlayan minicik bir şey gördü. Bu, yıldızlar gibi ışık saçan, masmavi, sihirli bir tohumdu. Tarçın, meraklı gözlerle bu parlak tohumu inceledi.


Tarçın, tohumu nazikçe patileriyle kavradı. Onu bahçesinin en güneşli köşesine götürdü. Toprakta küçük bir yuva açtı ve sihirli tohumu oraya dikkatlice yerleştirdi. “Burada güvende olacaksın,” diye fısıldadı.


Tohumun büyümesi için suya ihtiyacı olduğunu biliyordu. Küçük ahşap sulama kabını taze suyla doldurdu. Toprağın üzerine yavaşça, incitmeden biraz su döktü. Sonra yanına oturup ne olacağını beklemeye başladı.


Ertesi gün güneş doğarken Tarçın hemen bahçeye koştu. Toprağın ortasında, incecik ve yemyeşil bir filiz başını uzatmıştı. Tarçın gözlerine inanamadı; minik tohum uyanmıştı!


Tarçın bu küçük mucizeyi görünce çok sevindi. O sırada yanına mavi kanatlı dostu kelebek Pırpır geldi. Tarçın, “Bak Pırpır, tohumum büyüyor!” diyerek filize yeniden bir parça su verdi.


Günler birbirini kovaladı. Tarçın hiç aksatmadan, her gün aynı saatte bahçeye gelip filizini kontrol etti. Onunla konuştu, ona orman masalları anlattı ve sert rüzgarlardan korudu.


Filiz yavaş yavaş, sabırla büyüdü. Boyu Tarçın’ın dizine kadar gelmişti. Yaprakları kadife gibi yumuşaktı ve üzerlerinde gümüş rengi çizgiler vardı. Tarçın onun her gün daha da güçlendiğini görüyordu.


Bir hafta sonra, bitkinin en tepesinde minik bir tomurcuk belirdi. Pırpır yine geldi ve tomurcuğun etrafında neşeyle döndü. Tarçın, “Acaba ne renk açacak?” diye merakla düşündü.


Tomurcuk hemen açılmadı. Tarçın sabırla beklemeye devam etti. Acele etmenin bir faydası olmayacağını anlamıştı. Çiçeğin kendi zamanında uyanmasına izin verdi ve her gün ona sevgiyle bakmaya devam etti.


Nihayet o büyük gün geldi! Güneşin ilk ışıklarıyla birlikte tomurcuk yavaşça yapraklarını açtı. Ortaya rengârenk, gökkuşağı gibi parlayan muhteşem bir çiçek çıktı. Çiçekten çevreye mis gibi bir koku yayıldı.


Tarçın, çiçeğin güzelliğine bakarken önemli bir şey fark etti. Sabırla emek verince, sevgiyle bakınca en küçük tohumun bile ne kadar güzel şeylere dönüştüğünü gördü. Pırpır ile bu başarıyı kutladılar.


Akşam olup güneş batarken, Tarçın çiçeğinin yanına oturdu. Gökyüzü turuncu ve kızıla boyanırken gün batımını izlediler. Tarçın'ın içinde sıcacık bir mutluluk vardı; çünkü o hem bir çiçek hem de sabretmeyi öğrenmişti.








