Bir zamanlar, masmavi ve pırıl pırıl bir denizin derinliklerinde Baloncuk adında minik bir fok yaşarmış. Baloncuk, de...
Kullanım İpuçları
- Sayfayı çevirmek için sayfaya tıklayın ya da yön tuşlarını kullanın.
- Dinle butonu ile sesli anlatımı başlatın.
- Oto Ses açıkken sayfa bitince otomatik devam eder.
- Kaydırıcı ile hızlı konum değiştirin.
- 3D Açık/Kapalı ile perspektifi değiştirin.
- Kilit ile sayfa tıklamalarını kapatabilirsiniz.
- Tam ekran ile daha iyi odaklanın.
- Yazı Boyutu butonu ile metin boyutunu 14px ile 30px arasında ayarlayabilirsiniz.
Minik Koyun Pamuk ve Rüzgâr Gülü


Güneşli bir sabah, yeşil çayırların en yumuşak köşesinde minik koyun Pamuk uyanmış. Pamuk’un bembeyaz ve kabarık yünleri, gökyüzündeki bulutlara benziyormuş. Tam önünde, çimenlerin arasında daha önce hiç görmediği bir şey duruyormuş: Parlak, kırmızı kanatları olan uzun bir çubuk!


Pamuk merakla kırmızı nesneye yaklaşmış. Burnunu uzatıp “Koklanacak bir çiçek mi acaba?” diye düşünmüş. Tam o sırada hafif bir esinti çıkmış. Birden bire kırmızı kanatlar hızla dönmeye başlamış! Pamuk o kadar şaşırmış ki, geriye doğru küçük bir zıplayış yapmış. “Vay canına, bu şey canlı mı?” diye seslenmiş.


Rüzgâr biraz daha sert esmiş. Pamuk’un o yumuşacık, pofuduk yünleri uçuşmaya başlamış. “Ah, rüzgâr beni gıdıklıyor!” diyerek gülmüş Pamuk. Rüzgâr estikçe kırmızı rüzgâr gülü daha da hızlı dönüyor, sanki havada neşeli bir melodi mırıldanıyormuş.


Tam o sırada, tepenin aşağısından bir ses gelmiş. Bu, Pamuk’un en yakın arkadaşı keçi Karamel'miş! Karamel, sırtında büyük, tahta bir sepet taşıyormuş. Sepetin içinden gökkuşağının tüm renkleri fırlıyormuş. Karamel, neşeyle zıplayarak Pamuk’un yanına gelmiş.


Pamuk, Karamel'in yanına koşmuş. İki arkadaş sepetin içine bakmışlar. “Bunlar rüzgâr gülleri Pamuk!” demiş Karamel. “Rüzgâr estiğinde hepsi dans eder. Eğer onları çayıra dikersek, rüzgârın nereden geldiğini her zaman görebiliriz.”


Karamel sepetten parlak sarı bir rüzgâr gülü çıkarmış. “Bak, önce toprağa küçük bir delik açmalıyız,” demiş. Karamel, toynaklarıyla toprağı nazikçe kazmış ve sarı rüzgâr gülünü oraya yerleştirmiş.


Pamuk da denemek istemiş. Sepetten en sevdiği renk olan mavi bir rüzgâr gülü seçmiş. “Ben de bunu şu büyük taşın yanına dikmek istiyorum,” demiş. Pamuk, mavi rüzgâr gülünü ağzıyla dikkatlice tutup toprağa bastırmış.


Karamel, Pamuk’un mavi rüzgâr gülünü dikmesine yardım etmiş. “Harika oldu Pamuk! Şimdi rüzgârın gelmesini bekleyelim,” demiş Karamel. İki arkadaş yan yana durup, diktikleri yeni arkadaşlarına bakmışlar.


Birden, vadiden güçlü bir esinti gelmiş. Önce kırmızı, sonra sarı, sonra da mavi rüzgâr gülü dönmeye başlamış. Çayır bir anda canlanmış. Renkler birbirine karışıyor, rüzgârın şarkısıyla hepsi birden “vınn vınn” diye ses çıkarıyormuş.


“Hadi yarışalım!” diye bağırmış Karamel. İki arkadaş, rüzgâr güllerinin arasında koşturmaya başlamışlar. Rüzgâr arkalarından esiyor, onları daha da hızlandırıyormuş. Pamuk o kadar hızlı koşuyormuş ki, sanki beyaz bir bulut çayırın üzerinde süzülüyormuş.


Yorulunca, taze çimenlerin üzerine uzanmışlar. Gökyüzü yavaş yavaş turuncuya dönmeye başlamış. “Rüzgâr bugün bize çok güzel oyunlar oynattı,” demiş Pamuk. Karamel başını sallamış, “Evet, ve rüzgâr gülleri sayesinde rüzgârın ne kadar renkli olduğunu gördük.”


Gece olduğunda rüzgâr hafiflemiş. Pamuk, rüzgâr güllerinin yavaşça duruşunu izlemiş. Artık rüzgârın görünmez bir el gibi dünyayı sevdiğini biliyormuş. Küçük kuzucuk, en sevdiği mavi rüzgâr gülünün yanında derin bir uykuya dalmış.








