Vızvız, Pırpır, Bahar ve Zıpzıp çiçeklere su ve bakım getirip sabırla bekleyerek bahçeyi yeniden renklendiriyor.
Kullanım İpuçları
- Sayfayı çevirmek için sayfaya tıklayın ya da yön tuşlarını kullanın.
- Dinle butonu ile sesli anlatımı başlatın.
- Oto Ses açıkken sayfa bitince otomatik devam eder.
- Kaydırıcı ile hızlı konum değiştirin.
- 3D Açık/Kapalı ile perspektifi değiştirin.
- Kilit ile sayfa tıklamalarını kapatabilirsiniz.
- Tam ekran ile daha iyi odaklanın.
- Yazı Boyutu butonu ile metin boyutunu 14px ile 30px arasında ayarlayabilirsiniz.
Minik Serçe ve Paylaşım Ağacı


Bir zamanlar, güneşin her sabah ormanı altın rengine boyadığı güzel bir diyarda, Pırpır adında minik bir serçe yaşardı. Pırpır’ın en sevdiği şey, ormanda bulduğu parlak, sarı tohumları toplamaktı. "Bunlar sadece benim!" diye cıvıldardı her sabah.


Pırpır, topladığı bütün lezzetli tohumları kimsenin bulamayacağı gizli bir kovuğa saklardı. Tohumlar biriktikçe Pırpır seviniyordu ama içten içe bir eksiklik hissediyordu. Kocaman bir yemeği vardı ama onu yerken yanında kimse yoktu.


Bir gün Pırpır, ormanın en yaşlı ve en büyük ağacına doğru uçmaya karar verdi. Bu ağacın yaprakları sanki gülümsüyor gibi hışırdardı. Pırpır, ağacın geniş dallarından birine kondu ve etrafı seyretmeye başladı.


O sırada ağacın altında, Badem adında sevimli bir sincap gördü. Badem, toprağın üzerinde bir şeyler arıyor ama bir türlü bulamıyordu. Karnı acıkmış gibi görünüyordu. Pırpır, dalın üzerinden Badem’i dikkatle izledi.


Badem, büyük bir ceviz bulmak için zıpladı ama patileri bir türlü yetişmedi. Ceviz, yüksek bir taşın üzerinde duruyordu. Badem biraz üzüldü ve uzun kuyruğunu sallayarak taşın dibine oturdu.


Pırpır, Badem’in üzgün halini görünce kanatlarını çırptı. Kendi gizli kovuğundaki tohumları düşündü. "Eğer onlardan birini paylaşırsam, hala bir sürü tohumum kalır," diye düşündü minik kuş.


Pırpır hemen gizli yerine uçtu, en parlak tohumunu aldı ve geri döndü. Süzülerek Badem’in yanına indi ve gagasındaki tohumu nazikçe sincabın önüne bıraktı. Badem şaşkınlıkla gözlerini kocaman açtı.


"Bu benim için mi?" diye sordu Badem. Pırpır neşeyle cıvıldadı: "Evet, haydi birlikte yiyelim!" Badem de taşına çıkıp o zor ulaşılan cevizi aşağıya yuvarladı. "O zaman bu ceviz de bizim olsun!" dedi.


O sırada çalılıkların arasından uzun kulaklı, beyaz bir tavşan çıktı. Bu, ormanın en nazik tavşanı Zıpzıp’tı. Zıpzıp, burnunu oynatarak onlara yaklaştı. Elinde bir demet taze yonca vardı.


Badem, Zıpzıp’ı görünce hemen elindeki cevizin bir parçasını ona uzattı. "Hoş geldin Zıpzıp! Biz paylaşım yapıyoruz, sen de bize katılmak ister misin?" dedi. Zıpzıp sevinçle zıpladı.


Zıpzıp getirdiği yoncaları ortaya koydu. Pırpır da gidip diğer tohumlarını getirdi. Artık o büyük ağacın altında harika bir sofra kurulmuştu. Pırpır daha önce hiç bu kadar mutlu hissetmemişti.


Pırpır o gün çok önemli bir şey öğrendi. Kendi başına sakladığı tohumlar sadece karnını doyuruyordu ama paylaştığı yemekler kalbini doyurmuştu. Paylaştıkça dostluklar başlıyor, mutluluk ormandaki ağaçlar gibi büyüyordu.


