Vızvız, Pırpır, Bahar ve Zıpzıp çiçeklere su ve bakım getirip sabırla bekleyerek bahçeyi yeniden renklendiriyor.
Kullanım İpuçları
- Sayfayı çevirmek için sayfaya tıklayın ya da yön tuşlarını kullanın.
- Dinle butonu ile sesli anlatımı başlatın.
- Oto Ses açıkken sayfa bitince otomatik devam eder.
- Kaydırıcı ile hızlı konum değiştirin.
- 3D Açık/Kapalı ile perspektifi değiştirin.
- Kilit ile sayfa tıklamalarını kapatabilirsiniz.
- Tam ekran ile daha iyi odaklanın.
- Yazı Boyutu butonu ile metin boyutunu 14px ile 30px arasında ayarlayabilirsiniz.
Minik Balık Bibi ve Işık Taşı


Derin mavi denizin içinde, rengarenk mercanların arasında Bibi adında minik bir balık yaşardı. Bibi, meraklı gözleri ve hızlı yüzgeçleriyle her gün yeni bir yer keşfetmeyi çok severdi. Bugün kalbi heyecanla çarpıyordu çünkü daha önce hiç gitmediği tarafa doğru yüzmeye karar vermişti.


Bibi biraz ilerleyince, iki kayanın arasındaki karanlık bir oyukta tuhaf bir parıltı fark etti. "Acaba orada ne var?" diye düşündü. Bu parıltı, denizin derinliklerinden gelen gizemli bir yıldız gibi görünüyordu.


Bibi önce biraz çekindi ama sonra içinden bir ses, "Cesur olmalısın!" dedi. Derin bir nefes alıp yüzgeçlerini hızla çırptı ve karanlık oyuğun içine doğru süzüldü. Korkusunu yenmek onu çok güçlü hissettirmişti.


Oyuğun tam ortasında, avucuna sığacak kadar küçük, yuvarlak bir taş duruyordu. Bibi taşı yüzgeçleriyle kavradı. Taş hafifçe parlıyordu ama ışığı oldukça cılızdı. "Sen ne kadar özel bir şeysin," dedi Bibi fısıldayarak.


Bibi elinde ışık taşıyla dışarı çıkarken, kumların üzerinde dinlenen yengeç Seli ile karşılaştı. Seli, büyük kıskaçları ve kocaman gözleriyle Bibi'ye bakıyordu. "Elimdeki şeye bak Seli!" dedi Bibi heyecanla.


Seli merakla yaklaştı ve minik bir kıskacıyla taşa dokundu. O anda inanılmaz bir şey oldu! Taşın ışığı birden güçlendi ve çevreyi daha çok aydınlatmaya başladı. Bibi ve Seli şaşkınlıkla birbirlerine baktılar.


Bibi, "Sanırım bu taş paylaştıkça parlıyor!" dedi. Seli ile birlikte yan yana yüzmeye başladılar. Artık yolları ışık sayesinde çok daha net görünüyordu. Birlikte keşfe çıkmak, tek başına gezmekten çok daha eğlenceliydi.


Biraz ileride, büyük bir mağaranın önünde üzgün görünen ahtapot Oktu'ya rastladılar. Oktu, mağarasının içi çok karanlık olduğu için oyuncaklarını bulamıyordu. Bibi, "Üzülme Oktu, biz sana yardım ederiz," dedi.


Seli, Oktu'nun yanına giderek kıskacıyla onun bir koluna dokundu. "Korkma, Bibi'nin elinde harika bir ışık var. Hep beraber mağarana girebiliriz," dedi. Oktu, yeni arkadaşlarının bu nazik teklifiyle biraz cesaretlendi.


Üç arkadaş bir araya gelip taşa yaklaştıklarında, taş adeta küçük bir güneş gibi parlamaya başladı. Işık o kadar güçlüydü ki, mağaranın en derin köşeleri bile pırıl pırıl oldu. Oktu kaybettiği renkli topunu hemen gördü.


Oktu, "Çok teşekkür ederim arkadaşlar! Karanlıktan çok korkuyordum ama şimdi her yer ışıl ışıl," dedi. Oktu mutlulukla dans etmeye başladı. Bibi, elindeki taşı sadece kendisi için saklamadığı için çok mutlu hissediyordu.


Bibi, Seli ve Oktu, bütün gün beraber oynadılar ve ışık taşını birbirlerine ödünç verdiler. Bibi şunu anlamıştı: Güzellikler ve ışık, paylaştıkça artıyordu. Artık Bibi hem daha cesur hem de çok daha mutlu bir balıktı.


