Minik ayıcık Badem, ormanda yürürken çok ilginç bir ses duydu. “Fısıltı fısıltı...” Ses, kocaman yaşlı bir ağacın yan...
Kullanım İpuçları
- Sayfayı çevirmek için sayfaya tıklayın ya da yön tuşlarını kullanın.
- Dinle butonu ile sesli anlatımı başlatın.
- Oto Ses açıkken sayfa bitince otomatik devam eder.
- Kaydırıcı ile hızlı konum değiştirin.
- 3D Açık/Kapalı ile perspektifi değiştirin.
- Kilit ile sayfa tıklamalarını kapatabilirsiniz.
- Tam ekran ile daha iyi odaklanın.
- Yazı Boyutu butonu ile metin boyutunu 14px ile 30px arasında ayarlayabilirsiniz.
Minik Kirpi Pofuduk ve Kayıp Yıldız


Bir zamanlar, yumuşacık iğneleri olan, meraklı mı meraklı bir kirpi yaşarmış. Adı Pofuduk’muş. Pofuduk, ormanın her köşesini, her çiçeğini ve her taşını tanımayı çok severmiş. Bir akşam, güneş batıp ay dede gülümsediğinde, ormanda yürüyüşe çıkmış.


Pofuduk, bir eğrelti otunun altından gelen yumuşak, sarı bir ışık fark etmiş. “Bu da ne olabilir?” diye düşünmüş. Burnunu havaya kaldırıp koklamış, ama bu koku ne bir elmaya ne de bir çiçeğe benziyormuş. Işığa doğru yavaşça yaklaşmış.


Çalıların arasına iyice sokulunca ne görsün! Yerde, minik ve titreyen bir yıldız duruyormuş. Gökyüzünden yanlışlıkla düşmüş olmalıymış. Minik yıldız o kadar üzgün görünüyormuş ki, ışığı neredeyse sönmek üzereymiş. Pofuduk hemen onun yanına oturmuş.


“Korkma minik yıldız,” demiş Pofuduk. “Ben seni tekrar evine göndermenin bir yolunu bulacağım.” Yıldızın adı Parla’ymış. Parla, Pofuduk’un sıcak sesini duyunca birazcık daha parlama başlamış. Pofuduk onu yavaşça kucağına almış ve yumuşak bir yaprağa sarmış.


Pofuduk yolda en yakın arkadaşı tavşan Misket ile karşılaşmış. Misket, uzun kulakları ve yerinde duramayan enerjisiyle meşhurmuş. “Hey Pofuduk! Kucağındaki o parlayan şey de ne?” diye sormuş Misket, zıplayarak yanlarına gelmiş.


Pofuduk durumu anlatınca Misket hemen yardım etmek istemiş. “Ben çok yükseğe zıplayabilirim!” demiş Misket. Parla'yı eline almış ve tüm gücüyle havaya sıçramış. Ama gökyüzü o kadar uzakmış ki, Misket yere indiğinde Parla hala ellerindeymiş.


“Zıplamak yetmeyecek gibi,” demiş Pofuduk. “Belki de Bilge Baykuş'a sormalıyız. O ormandaki en yaşlı ve en akıllı kuş.” İki arkadaş, kucaklarında Parla ile birlikte ormanın derinliklerindeki en büyük meşe ağacına doğru yürümeye başlamışlar.


Büyük meşe ağacına vardıklarında, Bilge Baykuş'u kocaman gözlükleriyle kitap okurken bulmuşlar. “Bilge Baykuş, lütfen bize yardım et,” demiş Pofuduk. “Arkadaşımız Parla gökyüzündeki yerine dönmek istiyor ama biz ona ulaşamıyoruz.”


Bilge Baykuş kanatlarını açmış ve aşağı süzülmüş. Parla'ya yakından bakmış. “Bir yıldızın gökyüzüne dönmesi için sadece boyu yetmez,” demiş Bilge. “Onun için gerçek dostların sevgisine ve ormandaki en yüksek noktaya ihtiyacımız var.”


Üç arkadaş, ormanın en yüksek yeri olan Kristal Tepe’ye tırmanmaya karar vermişler. Pofuduk ve Misket, dik yokuşu çıkarken birbirlerine destek olmuşlar. Pofuduk kaydığında Misket onu tutmuş, Misket yorulduğunda Pofuduk ona moral vermiş.


Sonunda tepenin en ucuna varmışlar. Bilge Baykuş, Parla’yı nazikçe pençeleriyle tutmuş. “Şimdi,” demiş Bilge, “Onun için en güzel dileklerinizi tutun.” Pofuduk ve Misket gözlerini kapatmışlar. Bilge Baykuş kanatlarını çırparak gökyüzünün en derinlerine doğru havalanmış.


Bilge Baykuş, Parla’yı eski yerine bıraktığında, tüm gökyüzü bir anlığına aydınlanmış. Parla artık diğer yıldızların arasındaymış ve oradaki arkadaşlarına kavuşmuş. Aşağıdaki Pofuduk ve Misket, yukarı bakıp el sallamışlar. Dostlukları, o gece bir yıldız kadar parlamış.








