Bir zamanlar, yumuşacık iğneleri olan, meraklı mı meraklı bir kirpi yaşarmış. Adı Pofuduk’muş. Pofuduk, ormanın her k...
Kullanım İpuçları
- Sayfayı çevirmek için sayfaya tıklayın ya da yön tuşlarını kullanın.
- Dinle butonu ile sesli anlatımı başlatın.
- Oto Ses açıkken sayfa bitince otomatik devam eder.
- Kaydırıcı ile hızlı konum değiştirin.
- 3D Açık/Kapalı ile perspektifi değiştirin.
- Kilit ile sayfa tıklamalarını kapatabilirsiniz.
- Tam ekran ile daha iyi odaklanın.
- Yazı Boyutu butonu ile metin boyutunu 14px ile 30px arasında ayarlayabilirsiniz.
Minik Panda Pati ve Kaybolan Renkler


Güneş yavaşça tepelerin ardından yükselirken, Minik Panda Pati uykusundan uyandı. Esnedi, gerindi ve her sabah yaptığı gibi penceresinin önündeki en sevdiği çiçeğe bakmak için döndü. Ama o da ne? Her zaman kıpkırmızı parlayan o güzel çiçek, bugün kapkaraydı, yani griydi! Pati gözlerine inanamadı, patileriyle gözlerini ovuşturdu ama çiçek hala renksizdi.


Pati hemen dışarı fırladı. Ormanda yürürken şaşkınlığı daha da arttı. Havada uçuşan kelebekler griydi, ağaçların o canlı yaprakları griydi, hatta yerdeki çimenler bile solmuş bir kağıt gibi görünüyordu. “Dünyanın renklerine ne oldu böyle?” diye fısıldadı Pati. Orman sanki derin bir uykuya dalmış ve tüm neşesini kaybetmiş gibiydi.


Tam o sırada, bir ağaç dalına konan Papağan Papi belirdi. Papi’nin o güzelim yeşil tüyleri bile griye dönmüştü. “Üzülme Pati,” dedi Papi neşeyle. “Renkler sadece saklanmış olabilirler. Eğer beraber ararsak onları bulup ormana geri getirebiliriz!” Pati, arkadaşının bu fikrine çok sevindi. İki dost, ilk rengi bulmak için yola koyuldular.


“Önce kırmızıyı bulmalıyız,” dedi Papi ve uçmaya başladı. Bir meyve ağacının altına geldiklerinde, Papi heyecanla bağırdı: “Bak Pati, orada bir şey parlıyor!” Gri yaprakların ve dalların arasında, yerde küçücük, parlak kırmızı bir nokta vardı. Bu nokta, renksiz ormanın ortasında sanki bir yıldız gibi ışıldıyordu.


Pati yavaşça yaklaştı ve bu kırmızı noktanın minik bir uğur böceği olduğunu gördü. Pati, uğur böceğini nazikçe parmağına aldı. O anda, uğur böceğinden bir ışık yayıldı ve “Puff!” diye bir ses duyuldu. Birden bire çiçekler, meyveler ve tüm orman yeniden kıpkırmızı renklere büründü. Pati ve Papi sevinçle zıpladılar.


“Sıra sarı renkte!” dedi Pati. Uzun, gri otların arasında yürürken Pati bir parıltı fark etti. Otların arasına eğilip baktığında, oraya sıkışmış altın sarısı bir ışık gördü. Işık o kadar parlaktı ki Pati'nin yüzünü aydınlatıyordu. Pati ellerini uzatıp bu ışığı yavaşça avuçlarının içine aldı.


Pati ellerini açtığında, sarı ışık bir balon gibi gökyüzüne doğru süzüldü. Işık gökyüzünde patlayınca, havada uçuşan gri kelebekler bir anda sapsarı oldu. Papi, sarı kelebeklerin arasında uçarken kahkahalar atıyordu. Orman şimdi biraz daha renkli ve çok daha neşeliydi.


“Peki ya yeşil?” diye sordu Papi. “Orman yeşilsiz olmaz!” İki arkadaş büyük bir ağacın yanına geldiler. Ağacın gövdesinde kocaman bir kovuk vardı. Pati ve Papi birlikte kovuğun içine baktılar. Orada, en köşede saklanmış, taze bir nane gibi kokan yemyeşil bir parıltı duruyordu. Yeşil renk sanki orada uyuyakalmıştı.


Yeşil ışık kovuktan dışarı taştığında, her yer bir anda değişti. Gri dallar canlandı, ağaçların yaprakları yemyeşil oldu ve çimenler yumuşacık bir yeşil halıya dönüştü. Pati sevinçten bir ağaca sarıldı. Kuşlar yeniden dallara konup en güzel şarkılarını söylemeye başladılar. Orman artık nefes alıyor gibiydi.


“Sadece bir renk kaldı,” dedi Papi, “Göklerin ve suların mavisi!” Dere kenarına gittiler ama dere hala gri ve cansız akıyordu. Papi derenin kıyısında parlayan masmavi bir taş gördü. Gagasıyla taşı alıp nazikçe suyun içine bıraktı. Taş suya değer değmez, küçük halkalar oluştu ve tüm dere pırıl pırıl, masmavi bir suya dönüştü.


Artık her şey eski halinden bile daha güzeldi. Kırmızı çiçekler, sarı kelebekler, yeşil ağaçlar ve masmavi dere... Pati ve Papi ormanın ortasında durup bu renk cümbüşünü izlediler. Birlikte başardıkları için kendileriyle gurur duyuyorlardı. Renkler geri gelince ormanın kalbi yeniden atmaya başlamıştı.


Gün biterken Pati evine döndü. Yatağına yattığında, penceresindeki kırmızı çiçeğine baktı ve gülümsedi. Kırmızının sıcaklığını, sarının neşesini, yeşilin huzurunu ve mavinin sakinliğini artık çok daha iyi anlıyordu. Dünyanın renklerle ne kadar güzel olduğunu düşünerek, huzurlu ve mutlu bir uykuya dalarak gözlerini kapattı.








