Mete, Arda, Derin ve Nil, okulun eski serasını bir doğa laboratuvarına dönüştürerek ışık renklerinin bitki büyümesine...
Kullanım İpuçları
- Sayfayı çevirmek için sayfaya tıklayın ya da yön tuşlarını kullanın.
- Dinle butonu ile sesli anlatımı başlatın.
- Oto Ses açıkken sayfa bitince otomatik devam eder.
- Kaydırıcı ile hızlı konum değiştirin.
- 3D Açık/Kapalı ile perspektifi değiştirin.
- Kilit ile sayfa tıklamalarını kapatabilirsiniz.
- Tam ekran ile daha iyi odaklanın.
- Yazı Boyutu butonu ile metin boyutunu 14px ile 30px arasında ayarlayabilirsiniz.
Gezgin Doktorun Harika Yolculukları


Uzak diyarlarda, Levent adında meraklı bir doktor yaşardı. Levent'in en büyük tutkusu, yelkenli gemisiyle okyanuslara açılmak ve haritalarda olmayan yerleri keşfetmekti. Bir sabah, pırıl pırıl bir güneşle 'Mavi Yelken' adını verdiği gemisiyle yeni bir maceraya doğru yola çıktı. Rüzgâr yelkenlerini dolduruyor, martılar ona neşeyle eşlik ediyordu.


Günlerce süren keyifli yolculuğun ardından, gökyüzü aniden karardı. Devasa dalgalar gemiyi bir beşik gibi sallamaya başladı. Levent ve mürettebatı fırtınayla cesurca mücadele etse de, dev bir dalga Levent'i denize sürükledi. Dalgalarla boğuşurken bilincini kaybetti ve kendini suyun akışına bıraktı.


Levent gözlerini açtığında, kendini yumuşak bir kumsalda buldu. Kalkmaya çalıştı ama hareket edemiyordu. Vücudu yüzlerce incecik iple toprağa bağlanmıştı. Şaşkınlıkla etrafına bakarken, göğsünün üzerinde yürüyen minicik, parmak kadar bir insan gördü. Bu minik insan, elinde küçücük bir ok ve yay tutuyordu.


Çok geçmeden, etrafını binlerce minik insan sardı. Bu ülkenin adı Minikyar'dı. Minikyaralılar, bu dev misafirden ilk başta biraz korksalar da, Levent'in onlara zarar vermeyeceğini anladılar. Minikyar'ın bilge kralı, Levent ile konuşmaya karar verdi. Ona minicik merdivenlerle yiyecek ve içecek getirdiler.


Levent, nazik ve arkadaş canlısı tavırlarıyla Minikyaralıların güvenini kazandı. Kısa sürede onların dilini öğrendi ve onlarla dost oldu. Özellikle çocuklarla oynamayı çok seviyordu. Şapkasını suyla doldurup küçük bir göl yapıyor, çocuklar da kağıttan yaptıkları gemileri bu gölde yüzdürüyordu.


Bir gün, Minikyaralıların neşeyle hazırlandığı Uçurtma Festivali'nde bir sorun çıktı. En büyük ve en güzel uçurtmaları, yüksek bir ağacın dallarına takılmıştı. Kimse oraya ulaşamıyordu. Levent, nazikçe uzandı ve uçurtmayı tek bir parmağıyla kurtarıp onlara verdi. Bütün Minikyar halkı onu alkışladı.


Artık ayrılık vakti gelmişti. Minikyaralılar, Levent'in yardımları için ona minnettardı. Hep birlikte çalışarak, onun boyutlarına uygun yeni bir tekne yaptılar. Levent, minik dostlarıyla vedalaşırken hepsine tek tek el salladı. Onlardan farklı olmanın ne kadar güzel dostluklar getirebileceğini öğrenmişti.


Levent denizde tekrar yol alırken, bu kez kendini bambaşka bir diyarda buldu. Karaya çıktığında, etrafındaki her şey devasa boyuttaydı. Otlar birer ağaç, çiçekler ise birer ev gibiydi. Şaşkınlıkla etrafına bakarken, bir tarla işçisi olan dev bir adam onu fark etti.


Dev çiftçi, Levent'i nazikçe avucuna aldı ve evine götürdü. Levent, bu devler ülkesi Devova'da kendini bir oyuncak gibi hissediyordu. Çiftçinin ailesi de en az onun kadar şaşkındı. Özellikle çiftçinin kızı Mira, bu minik misafire büyük bir ilgi ve sevgi gösterdi.


Mira, Levent'i kendine arkadaş edindi. Ona oyuncak evlerinden birini gerçek bir ev olarak hazırladı. İçine minicik mobilyalar koydu. Levent'e 'Grildrig' yani 'küçük adam' adını verdi ve onu her türlü tehlikeden korudu. Birlikte oyunlar oynuyor, kitaplar okuyorlardı.


Levent'in şöhreti kısa sürede tüm ülkeye yayıldı ve sonunda Kraliçe'nin sarayına davet edildi. Devler Kraliçesi, bilge ve iyi kalpli bir kadındı. Levent'in kendi ülkesi ve maceraları hakkında anlattığı hikayeleri büyük bir merakla dinledi. Farklı dünyaların varlığını öğrenmek onu çok etkilemişti.


Sarayda yaşarken Levent, bazen komik maceralar da yaşıyordu. Bir gün, Kraliçe'nin yemeği sırasında, masadaki bir kremalı turtanın içine düştü! Mira, kahkahalarla onu turtanın içinden nazikçe çıkardı. Levent için her gün yeni bir keşif ve eğlence demekti.


Güneşli bir günde, Mira, Levent'in kutu evini bahçeye çıkarmıştı. Levent içeride dinlenirken, dev bir kartal kutuyu gagasıyla kaptığı gibi havalandı. Levent için heyecan dolu bir hava yolculuğu başlamıştı. Korkmak yerine, bulutların üzerinden manzarayı izlemenin tadını çıkardı.


Kartal, bir süre sonra yorulup kutuyu denize düşürdü. Levent'in evi, dalgaların üzerinde bir tekne gibi yüzmeye başladı. Tam umudunu kaybetmek üzereyken, kendi boyutlarındaki insanların olduğu bir gemi onu fark etti. Denizciler, denizde yüzen bu garip kutuyu ve içindeki küçük adamı görünce çok şaşırdılar.


Levent, sonunda sevgili evine geri dönmüştü. Odasındaki masanın üzerine büyük bir harita serdi. Bir parmağıyla Minikyar'ı, diğeriyle Devova'yı gösterdi. Artık biliyordu ki dünya, farklılıklarla dolu harika bir yerdi. Küçük ya da büyük olmak önemli değildi; önemli olan iyi bir kalp ve merak duygusuydu. Çünkü farklılıkları keşfetmek ve onlara saygı göstermek, insanı zenginleştirirdi.


