Minik Panda Pati ve Küçük Düş
Minik panda Pati için uyku vakti gelmişti. Dışarıda gümüş rengi bir ay parlıyordu. Pati, üzerinde minik yıldızlar ola...
Aramaya başlamak için yukarıdaki kutuya yazın
Okuma deneyiminizi zenginleştirecek özellikler ve ipuçları


Minik Tavşan Pof, mutfak masasında oturmuş karnının guruldamasını dinliyordu. Sabah güneşi pencerden içeri süzülüyor, mutfağı ısıtıyordu ama Pof'un aklında tek bir şey vardı: Kahvaltı! Karnı “acıktım!” diye fısıldıyordu ama annesi henüz hazırlıkları bitirmemişti.


Pof, masada beklerken gözü karşı duvardaki büyük, yuvarlak saate takıldı. Bu saat evin en renkli eşyasıydı. Pof, saatin ne zaman kahvaltı vaktini haber vereceğini merak ederek oturduğu yerden kalktı ve ona doğru yaklaştı.


Saatin tam ortasında, Pof’un en sevdiği şeyin resmi vardı: kocaman, turuncu ve çıtır çıtır görünen bir havuç! Havucun yeşil yaprakları saatin merkezinden dışarı doğru uzanıyordu. Pof, bu havucu görünce iştahının daha da kabardığını hissetti.


Pof, saatin etrafındaki sayılara bakmaya başladı. Hepsi farklı renklerde ve çok düzenli duruyorlardı. “Acaba bu sayılar ne anlatıyor?” diye düşündü. Küçük parmağıyla en alttaki sayıdan başlayarak sayıları tek tek takip etmeye koyuldu.


Birden saatin en tepesinde, diğerlerinden daha görkemli duran bir sayı gördü. “İşte bu on iki!” dedi sevinçle. On iki sayısı, tam havucun yeşil yapraklarının üzerinde duruyor ve Pof'a gülümsüyor gibiydi.


O sırada annesi Lila mutfağa girdi. Pof’un saate olan ilgisini görünce gülümsedi. “Bak Pof,” dedi annesi yumuşak bir sesle. “Saatin üzerinde iki tane çubuk var. Biri uzun, diğeri ise kısa. Onlara 'ibre' diyoruz.”


Pof, annesinin gösterdiği çubukları dikkatle incelemeye başladı. Uzun çubuk yavaşça ilerliyor, kısa olan ise neredeyse hiç hareket etmiyor gibiydi. Annesi, “Bu çubuklar kovalamaca oynar gibi birbirini izler,” diye ekledi.


Tam o anda saatin içinden neşeli bir “Çınnn!” sesi yükseldi. Annesi sevinçle, “İşte kahvaltı vakti geldi!” dedi. Elinde dumanı tüten, taze pişmiş havuçlu keklerle dolu bir tepsi tutuyordu.


Pof, lezzetli kekinden kocaman bir ısırık alırken duvardaki saate tekrar baktı. Artık o sadece bir resim değil, bir haberciydi. Çubuklar doğru yere geldiğinde harika şeyler oluyordu! Pof, zamanın ne kadar önemli olduğunu ilk kez fark etmişti.


Kahvaltısı biter bitmez Pof, oyuncak kutusuna koştu. Kendi küçük oyuncak saatini çıkardı. Bu saat de tıpkı duvardaki gibi renkliydi ama çubuklarını Pof kendisi döndürebiliyordu. “Şimdi sıra bende!” dedi.


Pof, oyuncak saatinin ibrelerini neşeyle çevirmeye başladı. “Şimdi kahvaltı vakti, şimdi oyun vakti!” diyerek kendi kendine konuşuyordu. Saat öğrenmek, onun için dünyanın en eğlenceli oyununa dönüşmüştü.


Akşam olduğunda Pof, oyuncak saatini yanından ayırmadı. Onu dikkatlice başucundaki komodinin üzerine yerleştirdi. Artık Pof ve havuçlu saati, yarın sabahın kahvaltı vaktini birlikte bekleyeceklerdi.



Aşağıdaki link ve iframe kodunu kullanarak kitabı sitene ekleyebilirsin.