Minik Panda Pati ve Küçük Düş
Minik panda Pati için uyku vakti gelmişti. Dışarıda gümüş rengi bir ay parlıyordu. Pati, üzerinde minik yıldızlar ola...
Aramaya başlamak için yukarıdaki kutuya yazın
Okuma deneyiminizi zenginleştirecek özellikler ve ipuçları


Güneşli bir sabah vaktiydi. Minik tavşan Pof, heyecanla yerinde zıpladı. Bugün en sevdiği yere, büyük çilek tarlasına gitmeye karar vermişti. Uzun kulaklarını sallayarak yeşil patikada yürümeye başladı. Kuşlar ötüyor, çiçekler ona gülümsüyordu.


Tarlaya vardığında her yer yemyeşil yapraklarla kaplıydı. Pof, eğilip yaprakların altına baktı. Birden gözleri parladı. “İşte orada!” diye bağırdı. Parlak, kırmızı ve sulu bir çilek ona bakıyordu. Bu, bulduğu ilk çilekti.


Pof biraz daha ilerledi ve iki çilek daha gördü. “Bir, iki, üç!” diye saymaya başladı yüksek sesle. Saymak ne kadar da eğlenceliydi! Çilekler güneşin altında elmas gibi parlıyordu. Pof, sepetini doldurmak için sabırsızlanıyordu.


Tam o sırada çalılıkların arasından bir ses geldi. Bu, Pof'un en yakın arkadaşı tavşan Lila'ydı. Lila'nın elinde küçük bir sepet vardı. “Selam Pof! Çilek mi topluyorsun? Ben de sana yardım edebilir miyim?” diye sordu.


“Tabii ki!” dedi Pof. Birlikte çilekleri saymaya devam ettiler. Bir tane Lila buldu, bir tane Pof. “Dört, beş, altı...” Sayılar arttıkça neşeleri de arttı. Tarla sanki kırmızı noktalarla süslenmiş yeşil bir halı gibiydi.


Pof eline kocaman bir çilek aldı. “Bak Lila, bu çok büyük!” dedi. Sonra yanındaki küçük çileği gösterdi. “Bu ise minicik.” Pof, büyük ve küçük arasındaki farkı keşfetmişti. Büyük çileği sepetinin bir köşesine, küçük olanı diğer köşesine koydu.


Lila da çilekleri boyutlarına göre ayırmaya başladı. “Büyükler buraya, küçükler şuraya!” diyerek şarkı söylüyordu. İki arkadaş, tarladaki çilekleri gruplara ayırmanın ne kadar kolay olduğunu fark ettiler. Sepetleri yavaş yavaş doluyordu.


Pof, bazı çileklerin hala yeşil olduğunu fark etti. “Bunlar henüz olgunlaşmamış,” dedi Lila'ya. “Sadece en kırmızı olanları seçmeliyiz, çünkü onlar en tatlı olanlardır.” Birlikte çileklerin renklerine bakarak en parlak kırmızıları seçtiler.


Sepetleri tamamen dolduğunda Pof ve Lila çok yorulmuşlardı ama çok mutluydular. “Hadi, bu lezzetli çileklerle bir piknik yapalım,” dedi Pof. En büyük ağacın gölgesine doğru yürümeye başladılar.


Ağacın altına vardıklarında eski dostları kaplumbağa Kapi'yi gördüler. Kapi, yavaşça onlara doğru ilerliyordu. Lila hemen piknik örtüsünü yere serdi. “Hoş geldin Kapi! Tam vaktinde geldin,” dedi Lila neşeyle.


Pof, topladıkları en büyük ve en kırmızı çileklerden birini Kapi'ye uzattı. “Lütfen tadına bak Kapi, bunları Lila ile birlikte seçtik,” dedi. Kapi çileği kokladı ve kocaman bir ısırık aldı. “Nefis!” dedi Kapi gülümseyerek.


Güneş yavaşça alçalırken, üç arkadaş ağaç gölgesinde oturup taze çileklerini yediler. Pof o gün sadece saymayı ve karşılaştırmayı değil, arkadaşlarıyla paylaşmanın ne kadar güzel olduğunu da öğrenmişti.



Aşağıdaki link ve iframe kodunu kullanarak kitabı sitene ekleyebilirsin.