Minik Panda Pati ve Küçük Düş
Minik panda Pati için uyku vakti gelmişti. Dışarıda gümüş rengi bir ay parlıyordu. Pati, üzerinde minik yıldızlar ola...
Aramaya başlamak için yukarıdaki kutuya yazın
Okuma deneyiminizi zenginleştirecek özellikler ve ipuçları


Minik tavşan Lila, yumuşacık tüyleri ve meraklı gözleriyle koca bir ayçiçeği tarlasının önünde durdu. Hayatında ilk kez bu kadar çok parlak sarı çiçeği bir arada görüyordu. Gökyüzü masmaviydi ve tarladan gelen mis gibi toprak kokusu burnuna doluyordu.


Lila tarlanın derinliklerine doğru yavaşça yürüdü. Başını kaldırıp baktığında, dev ayçiçeklerinin hepsinin aynı yöne, gökyüzündeki parlak güneşe doğru baktığını fark etti. “Ne kadar da düzenliler!” diye fısıldadı kendi kendine.


Lila, bu kocaman çiçeklerin neden hep güneşi takip ettiğini çok merak etti. Onları izlemek o kadar ilginçti ki, bir süre boyunca en büyük ayçiçeğinin dibine oturup gökyüzünü ve çiçekleri seyretti. Çiçekler sanki güneşle sessizce fısıldaşıyordu.


Ertesi sabah, Lila erkenden tekrar tarlaya koştu. Güneş ufuktan yeni yükseliyordu. Güneş yükseldikçe, tarladaki sarı renkler daha da parlamaya başladı. Her yer sabah ışığıyla yıkanmış gibi tertemiz ve canlı görünüyordu.


Öğleden sonra olduğunda Lila bir şeylerin değiştiğini fark etti. Yerdeki koyu renkli şekillerin, yani gölgelerin boyu uzamış ve yönleri değişmişti. Sabah sağ tarafta olan gölgeler şimdi sol tarafa doğru uzanıyordu. Lila patisiyle kendi gölgesine dokunmaya çalıştı.


O sırada Lila'nın en yakın arkadaşı Sincap Pof yanına geldi. Pof, kabarık kuyruğuyla neşeyle zıplayarak Lila'ya yaklaştı. “Selam Lila! Burada ne yapıyorsun?” diye sordu. Lila arkadaşına heyecanla yerdeki gölgeleri gösterdi.


İki arkadaş gölgeleri inceleyerek küçük bir oyun oynamaya başladılar. Çiçeklerin gölgelerinin üzerinden atlıyor, birbirlerinin gölgesini yakalamaya çalışıyorlardı. Tarla, onların neşeli kahkahalarıyla yankılanıyordu.


Lila, yerde duran büyük ve gri bir taşın yanına gitti. Sabah bu taşın gölgesi bir yöne bakıyordu. Lila, taşın gölgesinin bittiği yere küçük bir dal parçası dikerek orayı işaretledi. “Bakalım birazdan ne olacak?” dedi.


Bir süre sonra Pof, merakla taşın yanına geri döndü. Şaşkınlıkla bağırdı: “Lila, bak! Taşın gölgesi artık dal parçasının yanında değil, diğer tarafa geçmiş!” Gerçekten de gölge, dalın çok uzağındaydı.


Lila gülümseyerek açıkladı: “Anladım Pof! Güneş gökyüzünde hareket ettikçe, yerdeki gölgelerin yeri de değişiyor. Güneş sanki görünmez bir el gibi gölgeleri bir oraya bir buraya çekiyor.” Pof, arkadaşının bu keşfine hayran kaldı.


Akşam olup güneş batmaya başladığında, gökyüzü turuncu, pembe ve mor renklere büründü. Lila ve Pof, boyunlarını bükmeye başlayan ayçiçeklerine veda ettiler. Tarlanın o huzurlu hali ikisini de çok mutlu etmişti.


Lila evine, yuvasına doğru yavaşça zıplarken arkasına baktı. Yarın güneş tekrar doğduğunda, ayçiçekleri ve gölgeler yine oyunlarına devam edecekti. Minik tavşan, doğanın bu güzel sırrını öğrenmiş olmanın huzuruyla uykuya daldı.



Aşağıdaki link ve iframe kodunu kullanarak kitabı sitene ekleyebilirsin.