Güneşli bir sabah, yeşil çayırların en yumuşak köşesinde minik koyun Pamuk uyanmış. Pamuk’un bembeyaz ve kabarık yünl...
Kullanım İpuçları
- Sayfayı çevirmek için sayfaya tıklayın ya da yön tuşlarını kullanın.
- Dinle butonu ile sesli anlatımı başlatın.
- Oto Ses açıkken sayfa bitince otomatik devam eder.
- Kaydırıcı ile hızlı konum değiştirin.
- 3D Açık/Kapalı ile perspektifi değiştirin.
- Kilit ile sayfa tıklamalarını kapatabilirsiniz.
- Tam ekran ile daha iyi odaklanın.
- Yazı Boyutu butonu ile metin boyutunu 14px ile 30px arasında ayarlayabilirsiniz.
Minik Sincap Çıtır ve Fındık Yolu


Güneş, ormanın üzerine altın sarısı ışıklarını dökerken minik sincap Çıtır uykusundan uyandı. Gerindi, esnedi ve hemen fındık sepetine koştu. Ama o da ne? Sepeti bomboştu! Çıtır şaşkınlıkla kuyruğunu salladı ve “Fındıklarım nereye gitmiş olabilir?” diye düşündü.


Çıtır, dikkatlice yere baktı. Yuvasının kapısından dışarıya doğru uzanan küçük fındık kabuğu izlerini fark etti. “Hah! İşte bir ipucu!” dedi heyecanla. Burnunu yere yaklaştırdı ve bu kıtır kıtır izleri takip etmeye karar verdi.


İzler onu ormanın en yaşlı ve en büyük ağacının yanına götürdü. Bu ağaç o kadar büyüktü ki Çıtır başını kaldırdığında tepesini göremiyordu. “Belki de fındıklarım buraya saklanmıştır,” diyerek dev gövdenin etrafında bir tur attı.


Kabuk izleri bu kez yumuşak otlarla kaplı, çiçekli küçük bir tepeye yöneldi. Çıtır, minik adımlarıyla tepeyi tırmanırken neşeyle şarkılar söylüyordu. Orman bugün her zamankinden daha renkli ve cıvıl cıvıl görünüyordu.


Çıtır yolu üzerinde pırıl pırıl parlayan tam fındıklar bulmaya başladı. “Bir, iki, üç...” diye sayarak fındıkları teker teker topladı. Yanaklarını fındıklarla doldurduğu için suratı çok komik görünüyordu.


Tam o sırada çalılıkların arasından uzun kulaklı arkadaşı Tavşan Pof fırladı. Pof, Çıtır’ı görünce durdu. “Merhaba Çıtır! Neden yanakların bu kadar şiş?” diye sordu gülerek. Çıtır olan biteni bir çırpıda anlattı.


Pof, “Sana yardım edebilirim!” dedi. İki arkadaş yan yana gelerek yerdeki izleri takip etmeye devam ettiler. Pof'un burnu havada, Çıtır'ın gözleri yerde; ormanın derinliklerine doğru ilerlediler.


Büyük, yeşil bir çalının arkasına geldiklerinde Pof aniden durdu ve patisiyle bir yeri işaret etti. “Bak Çıtır, sepetin orada!” dedi. Gerçekten de Çıtır'ın sepeti bir taşın yanına devrilmiş duruyordu.


Çıtır hemen oraya koştu. Bütün fındıkları sepete doluşmuş, tepeden aşağı yuvarlanarak bu çalının arkasına gizlenmişti. Çıtır sevinçle zıpladı, “Fındıklarımın hepsi burada!” diye bağırdı.


Çıtır ve Pof hemen işe koyuldular. Pof fındıkları topluyor, Çıtır ise onları özenle sepete yerleştiriyordu. İki arkadaş el birliğiyle sepeti kısa sürede ağzına kadar doldurdular.


Sepet dolduğunda Çıtır, Pof'un elini tuttu. “Tek başıma bu kadar fındığı taşımam ve toplamam çok uzun sürerdi. Birlikte çalışınca her şey ne kadar kolay oldu,” dedi. Yardımlaşmanın ne kadar önemli olduğunu anlamıştı.


Çıtır, arkadaşına teşekkür etmek için sepetteki en büyük fındıkları çıkardı. Renkli bir ağacın gölgesinde oturup neşeyle piknik yaptılar. Artık Çıtır'ın sepeti dolu, kalbi ise arkadaş sevgisiyle sıcacıktı.








