Güneşli bir sabah, yeşil çayırların en yumuşak köşesinde minik koyun Pamuk uyanmış. Pamuk’un bembeyaz ve kabarık yünl...
Kullanım İpuçları
- Sayfayı çevirmek için sayfaya tıklayın ya da yön tuşlarını kullanın.
- Dinle butonu ile sesli anlatımı başlatın.
- Oto Ses açıkken sayfa bitince otomatik devam eder.
- Kaydırıcı ile hızlı konum değiştirin.
- 3D Açık/Kapalı ile perspektifi değiştirin.
- Kilit ile sayfa tıklamalarını kapatabilirsiniz.
- Tam ekran ile daha iyi odaklanın.
- Yazı Boyutu butonu ile metin boyutunu 14px ile 30px arasında ayarlayabilirsiniz.
Minik Kurbağa Zıpzıp ve Sesli Taş


Göletin kıyısında, güneşin pırıldadığı huzurlu bir sabahtı. Minik kurbağa Zıpzıp, nilüfer yapraklarının arasında zıplarken suyun kenarında parlayan bir taş gördü. Merakla yaklaştı ve parmağının ucuyla taşa hafifçe dokundu. Birden “Tık!” diye bir ses duyuldu. Zıpzıp şaşkınlıkla geri çekildi ve gözlerini kocaman açtı.


Zıpzıp, taşın çıkardığı bu sese bayılmıştı. “Acaba tekrar yapar mı?” diye düşündü. Bu kez taşa iki kere hızlıca vurdu. “Tık tık!” Taş sanki ona cevap veriyordu. Zıpzıp’ın yüzünde kocaman, neşeli bir gülümseme belirdi. Taşın sihirli ve eğlenceli bir havası vardı.


O sırada suyun içinden yakın arkadaşı balık Köpük başını uzattı. “Zıpzıp, o ses de ne?” diye sordu. Zıpzıp heyecanla, “Bak, bu taş konuşuyor!” dedi. Köpük suyun kenarına yaklaştı. İkisi birden aynı anda taşa vurdular: “Tık tık tık!” Sesler suyun üzerinde yankılandı.


Çıkan sesler harika bir ritim oluşturmaya başlamıştı. Zıpzıp bu tempoya dayanamadı. “Tık tık tık” sesleri eşliğinde arka bacaklarının üzerinde kalktı ve dans etmeye başladı. Bir o yana bir bu yana zıplayarak müziğin tadını çıkarıyordu.


Onların neşeli sesini duyan kaplumbağa Tonton, yavaş adımlarla yanlarına geldi. “Ben de katılabilir miyim?” diye sordu. Tonton, ağır ama emin adımlarla taşa yaklaştı ve sert kabuğunu hafifçe taşa değdirdi. Ortaya daha tok ve farklı bir ses çıktı.


Şimdi üç arkadaş da taşın etrafındaydı. Köpük kuyruğuyla, Tonton kabuğuyla taşa vuruyordu. Her biri farklı bir ton çıkarıyordu. Göletin kenarı bir anda küçük bir konser alanına dönüştü. Arkadaşların her biri kendi ritmini tutturmuştu.


Zıpzıp o kadar heyecanlandı ki, kontrolünü kaybetti. “Daha hızlı, daha çok ses!” diye bağırarak taşa üst üste, hızlı hızlı vurmaya başladı. Sesler birbirine karıştı, müzik gitti ve yerine sadece karmaşık bir gürültü geldi.


Köpük ve Tonton durup Zıpzıp’a baktılar. “Zıpzıp, böyle çok gürültü oluyor,” dedi Tonton yumuşak bir sesle. “Eğer biraz yavaşlarsak ve birbirimizi dinlersek, çok daha güzel bir müzik yapabiliriz. Hadi, beraber deneyelim.”


Zıpzıp derin bir nefes aldı ve bekledi. Önce Köpük kuyruğunu vurdu, sonra Tonton kabuğunu, en son da Zıpzıp parmağıyla dokundu. Sırayla hareket edince ortaya harika bir melodi çıktı. Birbirlerini dinlemek her şeyi değiştirmişti.


Göletin çevresindeki ağaçlarda oturan kuşlar, bu güzel ritmi duyunca sessiz kalamadılar. Şakrak isimli küçük kuş ve arkadaşları da kendi cıvıltılarıyla müziğe eşlik etmeye başladılar. Gölet, tarihinin en neşeli ve uyumlu konserine şahitlik ediyordu.


Müzik bittiğinde Zıpzıp arkadaşlarına döndü. “Haklıydınız,” dedi gülümseyerek. “Kendi başıma çok ses çıkarabilirim ama herkesin sesini dinleyince ve uyum içinde olunca müzik çok daha güzel oluyormuş.” Arkadaşları ona sevgiyle baktı.


O gece güneş batıp ay yükseldiğinde, Zıpzıp bir nilüfer yaprağının üzerinde derin bir uykuya daldı. Rüyasında sadece kendisinin değil, tüm göletin, çiçeklerin ve rüzgarın bile hep birlikte dev bir koro halinde şarkı söylediğini gördü.








