Minik Gelincik Milo, bahçedeki uzun çubuğun gölgesinin sabah ve öğleden sonra farklı yerlere düştüğünü fark etti. Bu ...
Kullanım İpuçları
- Sayfayı çevirmek için sayfaya tıklayın ya da yön tuşlarını kullanın.
- Dinle butonu ile sesli anlatımı başlatın.
- Oto Ses açıkken sayfa bitince otomatik devam eder.
- Kaydırıcı ile hızlı konum değiştirin.
- 3D Açık/Kapalı ile perspektifi değiştirin.
- Kilit ile sayfa tıklamalarını kapatabilirsiniz.
- Tam ekran ile daha iyi odaklanın.
- Yazı Boyutu butonu ile metin boyutunu 14px ile 30px arasında ayarlayabilirsiniz.
Minik Karga ve Parlak Düğme


Güneşli bir sabahtı. Minik karga Kömür, taş yolun kenarında pırıl pırıl parlayan bir şey gördü. Bu, sıcak kırmızı renkte, yuvarlak ve çok güzel bir düğmeydi. Kömür, yumuşak siyah tüylerini kabarttı ve büyük gözleriyle düğmeye baktı. “Bu da ne?” diye düşündü.


Kömür, parlak düğmeyi gagasına aldı ve zıplayarak yürümeye başladı. Yolda uzun kulaklı tavşan Zıpzıp ile karşılaştı. Kömür, “Zıpzıp, bu düğme senin mi?” diye sordu. Zıpzıp burnunu oynattı ve “Hayır, benim değil ama gel beraber arayalım,” dedi neşeyle.


Az ileride sarı tüylü civciv Pıtır'ı gördüler. Pıtır, papatyaların arasında oyun oynuyordu. Kömür düğmeyi ona gösterdi: “Pıtır, bu parlak düğme senin mi?” Pıtır kanatlarını çırptı: “Hayır, benim değil ama gel beraber arayalım.”


Yolun kenarında kirpi Diken dinleniyordu. Sırtındaki meyvelerle çok tatlı görünüyordu. Kömür nazikçe sordu: “Diken, bu kırmızı düğme senin mi?” Diken küçük burnunu çekti: “Hayır, benim değil ama gel beraber arayalım.”


Yeşilliklerin içinde beyaz kuzucuk Pamuk zıplıyordu. Kömür ve arkadaşları yanına gitti. Kömür, “Pamuk, bu yuvarlak düğme senin mi?” diye sordu. Pamuk yumuşak bir sesle “Hayır, benim değil ama gel beraber arayalım,” dedi.


Taş yolun sonunda yavaş yavaş ilerleyen kaplumbağa Tonton'a rastladılar. Kömür hemen sordu: “Tonton, bu parlak düğme senin mi?” Tonton gülümseyerek cevap verdi: “Hayır, benim değil ama gel beraber arayalım.”


Büyük bir meşe ağacının altında sincap Fındık fındık topluyordu. Kömür yukarı bakarak seslendi: “Fındık, bu düğme senin mi?” Fındık kuyruğunu salladı: “Hayır, benim değil ama gel beraber arayalım.”


Küçük bir su birikintisinin kenarında ördek yavrusu Vakvak yüzüyordu. Kömür sordu: “Vakvak, bu parlak kırmızı düğme senin mi?” Vakvak “Vak vak! Hayır, benim değil ama gel beraber arayalım,” dedi.


Çitlerin üzerinde minik serçe Cikcik şarkı söylüyordu. Kömür neşeyle sordu: “Cikcik, bu güzel düğme senin mi?” Cikcik cikledi: “Hayır, benim değil ama gel beraber arayalım.”


Ormanın kıyısında küçük geyik Benek çiçekleri kokluyordu. Kömür sordu: “Benek, bu parlak düğme senin mi?” Benek nazikçe eğildi: “Hayır, benim değil ama gel beraber arayalım.”


Sonunda, bir ağacın dalında hırkasını kontrol eden nazik Büyükanne Kuş'u gördüler. Hırkasının bir düğmesi eksikti! Kömür, “Büyükanne Kuş, bu düğme senin mi?” diye sordu. Büyükanne Kuş sevinçle, “Evet, o benim düğmem! Çok teşekkür ederim nazik Kömür,” dedi.


Büyükanne Kuş düğmesine kavuştuğu için çok mutluydu. Bütün arkadaşlar bir araya geldiler ve birlikte gülümseyerek oyunlar oynadılar. Kömür çok mutluydu. Çünkü bulduğumuz bir şeyi sahibine geri vermek, kalbimizi her zaman çok mutlu eder.








