Minik Kakım Ayris, yağmurdan sonra yumuşayan patikada birbirinden farklı ayak izleri gördü. Her biri farklı bir yöne ...
Kullanım İpuçları
- Sayfayı çevirmek için sayfaya tıklayın ya da yön tuşlarını kullanın.
- Dinle butonu ile sesli anlatımı başlatın.
- Oto Ses açıkken sayfa bitince otomatik devam eder.
- Kaydırıcı ile hızlı konum değiştirin.
- 3D Açık/Kapalı ile perspektifi değiştirin.
- Kilit ile sayfa tıklamalarını kapatabilirsiniz.
- Tam ekran ile daha iyi odaklanın.
- Yazı Boyutu butonu ile metin boyutunu 14px ile 30px arasında ayarlayabilirsiniz.
Minik Turna ve Kayıp Gölge


Minik Turna, sabah gölün kıyısında yürürken gölgesinin bazen uzadığını, bazen de küçüldüğünü fark etti. Adımlarını hızlandırdı ama gölgesi hep peşindeydi. Neden sürekli değişiyorsun? diye merakla sordu.


Minik Turna, suyun üzerinde neşeyle süzülen Ördek Paypay’ın yanına gitti. Paypay neşeyle vakvaklayarak kanatlarını çırptı. Güneş uyanınca gölgen de uyanır ve seninle oynamaya başlar, dedi.


İleride, yeşil bir yaprağın üzerinde Kurbağa Zıpzıp duruyordu. Minik Turna ona gölgesinin neden kısalmaya başladığını sordu. Zıpzıp yukarı zıpladı Bak, güneş yükseldikçe gölgen yorulup altına saklanıyor!


Minik Turna yürümeye devam etti ve yavaşça ilerleyen Kaplumbağa Tosbik'e rastladı. Güneş şimdi gökyüzünün en tepesindeydi. Minik Turna'nın gölgesi ayaklarının altında küçücük bir nokta gibi kalmıştı.


Tosbik ağırbaşlı bir şekilde başını kabuğundan dışarı çıkardı. Güneş tam tepedeyken gölge en kısa halini alır, diye fısıldadı. Minik Turna hayretle bu küçücük noktaya baktı.


Az sonra yumuşak çimenlerin üzerinde Tavşan Pofidik göründü. Tam o sırada büyük, beyaz bir bulut güneşin önünü kapattı. Minik Turna şaşkınlıkla yere, eski gölgesinin olduğu yere baktı.


Gölgem birdenbire silikleşti, yok mu oldu? diye sordu Minik Turna. Pofidik uzun kulaklarını sallayarak gülümsedi. Işık azaldığında gölgeler sadece biraz dinlenmeye çekilir, dedi.


Pofidik, bulutun arasından sızan yumuşak ışığı işaret etti. Minik Turna dikkatle bakınca gölgesinin hala orada, çok hafif bir iz olarak durduğunu gördü. Işık olduğu sürece gölge hep oradaydı.


Gökyüzünde parlayan Yusufçuk Işıltı, Minik Turna'nın etrafında zarifçe uçtu. Akşamüstü oluyordu ve güneş yavaş yavaş aşağıya doğru iniyordu. Hazırlan, gölgenin büyüme vakti geldi! diye seslendi.


Işıltı havada daireler çizerken, Minik Turna yere baktı ve gözlerine inanamadı. Gölgesi şimdi upuzun bir yol gibi gölün kıyısına kadar uzanmıştı. Güneş alçaldıkça gölgesi devleşiyordu.


Gün batarken gökyüzü pembe ve turuncu renklere büründü. Minik Turna, boyundan büyük olan uzun gölgesiyle birlikte kıyıda dans etti. Işık ve gölgenin bu muhteşem oyunu onu çok mutlu etti.


Minik Turna arkadaşı Paypay’a el sallayıp yuvasına doğru yürüdü. Gölgen kaybolmaz, ışıkla birlikte değişir, diyerek gülümsedi. Merak edip dikkatle bakmak, dünyayı anlamasına yardım etmişti.



