Minik Kuğu Maviş, sakin gölette süzülüyordu. Yeşil bir nilüfer yaprağının üzerinde parlayan bir şey gördü. Aaa, bu da...
Kullanım İpuçları
- Sayfayı çevirmek için sayfaya tıklayın ya da yön tuşlarını kullanın.
- Dinle butonu ile sesli anlatımı başlatın.
- Oto Ses açıkken sayfa bitince otomatik devam eder.
- Kaydırıcı ile hızlı konum değiştirin.
- 3D Açık/Kapalı ile perspektifi değiştirin.
- Kilit ile sayfa tıklamalarını kapatabilirsiniz.
- Tam ekran ile daha iyi odaklanın.
- Yazı Boyutu butonu ile metin boyutunu 14px ile 30px arasında ayarlayabilirsiniz.
Minik Fok ve Turuncu Deniz Kabuğu


Minik Fok Boncuk, sakin kıyıda geziniyordu. Birden kumların üzerinde parlayan bir şey gördü. Bu, sıcacık bir turuncu renkte olan büyük bir deniz kabuğuydu. Aa, ne kadar parlak! dedi Boncuk.


Boncuk, kabuğu minik denizatı Pıtır’a gösterdi. Pıtır, mercanların arasından süzülerek geldi. Bak Pıtır, bu kabuk ne kadar kıvrımlı! dedi Boncuk. Pıtır, minik kuyruğuyla kabuğun etrafında bir tur attı.


O sırada küçük balık Zıpzıp sudan başını çıkardı. Boncuk kabuğu suyun kenarına getirdi. Bak Zıpzıp, kabuğun rengi suda nasıl da parlıyor! dedi. Zıpzıp neşeyle kuyruğunu salladı, su damlacıkları etrafa yayıldı.


Kumların üzerinde yavaşça ilerleyen deniz yıldızı Yıldız geldi. Boncuk ona kabuğun üzerindeki desenleri gösterdi. Bu çizgiler çok pürüzsüz, değil mi Yıldız? diye sordu. Yıldız, kabuğun üzerine yumuşak bir dokunuş bıraktı.


Minik ahtapot Tıpış, kayaların arasından çıktı. Sekiz kolunu da heyecanla sallıyordu. Boncuk, Bak Tıpış, bu kabuk bir sarmala benziyor! dedi. Tıpış, minik kollarıyla kabuğun kıvrımlarını keşfetti.


Yengeç Kıskaç, kumların üzerinde yan yan yürüyerek yanlarına geldi. Boncuk, Kıskaç, bak bu turuncu renk tıpkı akşam güneşi gibi! dedi. Kıskaç, kabuğun parlaklığına bakarken kıskaçlarını neşeyle tıkırdattı.


Kaplumbağa yavrusu Tosbik, ağır adımlarla kumda ilerledi. Boncuk, kabuğu ona doğru itti. Bak Tosbik, güneş vurduğunda kabuk altın gibi parlıyor! dedi. Tosbik, başını kabuğundan çıkarıp bu güzel ışığa baktı.


Gökyüzünden martı yavrusu Gümüş süzülerek indi. Boncuk, Gümüş, bu kabuğun dokusu ne kadar da yumuşak, hissetmek ister misin? diye sordu. Gümüş, kanatlarını çırparak kabuğun yanına kondu ve onu gagasıyla hafifçe inceledi.


Yunus yavrusu Çufçuf, kıyıya kadar yüzüp bir ıslık çaldı. Boncuk, kabuğu suya yaklaştırdı. Bak Çufçuf, üzerine su gelince daha da parlıyor! dedi. Çufçuf, burnuyla kabuğun üzerine minik su damlaları sıçrattı.


En son küçük balina Devcan geldi. Devcan o kadar büyüktü ki, bir püskürtmesiyle gökkuşağı oluşturdu. Bak Devcan, bu küçük kabuk senin yanında ne kadar da minik! dedi Boncuk. Devcan sevgiyle gülümsedi.


Bütün arkadaşları kabuğu çok sevmişti. Boncuk ve Devcan, kabuğu herkesin görebileceği güvenli ve yüksek bir kayanın üzerine bıraktılar. Boncuk, Bu kabuk hepimizin olsun, dedi neşeyle.


Şimdi hepsi yan yana gelmiş, uçsuz bucaksız denizi seyrediyorlardı. Paylaşmak ne kadar da güzeldi! Boncuk ve arkadaşları biliyordu ki; güzel şeyleri paylaşmak, mutluluğu her zaman çoğaltır.



