Güneşli bir sabah, yeşil çayırların en yumuşak köşesinde minik koyun Pamuk uyanmış. Pamuk’un bembeyaz ve kabarık yünl...
Kullanım İpuçları
- Sayfayı çevirmek için sayfaya tıklayın ya da yön tuşlarını kullanın.
- Dinle butonu ile sesli anlatımı başlatın.
- Oto Ses açıkken sayfa bitince otomatik devam eder.
- Kaydırıcı ile hızlı konum değiştirin.
- 3D Açık/Kapalı ile perspektifi değiştirin.
- Kilit ile sayfa tıklamalarını kapatabilirsiniz.
- Tam ekran ile daha iyi odaklanın.
- Yazı Boyutu butonu ile metin boyutunu 14px ile 30px arasında ayarlayabilirsiniz.
Minik Denizatı Mavi ve Deniz Kabuğu


Derin, masmavi okyanusun kalbinde küçük bir denizatı yaşarmış. Adı Mavi’ymiş. Mavi, mercanların arasında süzülürken kumlara yarı gömülmüş, parıl parıl parlayan pembe bir deniz kabuğu bulmuş. “Bu ne kadar da güzel bir şey!” diye düşünmüş Mavi.


Mavi, deniz kabuğuna doğru eğilmiş ve onu dikkatlice tutmuş. Merakla kabuğu kulağına yaklaştırmış. Bir de ne duysun? Kabuğun içinden “Fıss... fıss...” diye gelen, denizin o huzurlu sesi duyuluyormuş. Mavi gözlerini kapatmış ve bu büyülü melodiyi dinlemiş.


O sırada yanına en yakın arkadaşı balık Boncuk gelmiş. Boncuk, pulları ışıl ışıl parlayan çok neşeli bir balıkmış. “Mavi, orada ne yapıyorsun?” diye sormuş Boncuk. Mavi, “Dinle Boncuk,” demiş. “Bu deniz kabuğu okyanusun şarkısını söylüyor!”


Mavi, kabuğu Boncuk’a uzatmış. Boncuk da kabuğu kulağına dayamış ve hayranlıkla dinlemeye başlamış. “İnanılmaz!” demiş Boncuk. “Gerçekten de dalgaların sesini duyabiliyorum. Sanki deniz kabuğu bize bir hikaye anlatıyor.”


Kabuğu dinledikten sonra kumların üzerinde bir şey fark etmişler. Etrafta rengârenk, minik taşlar varmış. Maviler, morlar, pembeler ve sarılar... Bu taşlar deniz kabuğunun yanında birer inci gibi diziliymiş. Mavi’nin aklına harika bir fikir gelmiş.


“Haydi Boncuk,” demiş Mavi. “Bu taşları renklerine göre dizelim ve burayı bir sanat köşesine çevirelim!” Önce mavi taşları bir sıraya koymuşlar, sonra yanına pembe taşları dizmişler. Renkler bir araya geldikçe deniz tabanı gökkuşağı gibi görünmeye başlamış.


O sırada yanlarına ağır ağır yüzen kaplumbağa Derya gelmiş. Derya çok bilgili ve yardımsevermiş. “Ne kadar güzel bir desen yapıyorsunuz,” demiş Derya. Mavi, “Bize yardım eder misin Derya?” diye sormuş. Derya, güçlü yüzgeçleriyle en büyük mor taşları getirip yerleştirmiş.


Derken yıldız balığı Pırıl da onlara katılmış. Pırıl, parlayan kollarıyla en küçük sarı taşları tam ortaya, bir yıldız şekli verecek şekilde dizmiş. Boncuk, Pırıl’ın taşları ne kadar zarif yerleştirdiğini izlemiş. Herkes el birliğiyle çalışıyormuş.


Sonunda işleri bitmiş. Deniz kabuğunun etrafı renkli taşlardan oluşan muhteşem bir desenle çevrelenmiş. Artık orası okyanusun en güzel sanat köşesiymiş. Mavi ve Pırıl, yarattıkları bu renkli dünyaya bakıp gurur duymuşlar. Diğer balıklar da bu güzelliği görmeye gelmiş.


Güneş ışıkları suyun içinden süzülürken Mavi yavaş yavaş evine doğru yüzmeye başlamış. Bugün çok şey öğrenmişti. Doğadaki en küçük şeylerin bile, bir deniz kabuğu ya da bir taşın, anlatacak güzel bir hikayesi vardı. Mavi, kalbinde büyük bir huzurla yuvasına dönmüş.








