Vızvız, Pırpır, Bahar ve Zıpzıp çiçeklere su ve bakım getirip sabırla bekleyerek bahçeyi yeniden renklendiriyor.
Kullanım İpuçları
- Sayfayı çevirmek için sayfaya tıklayın ya da yön tuşlarını kullanın.
- Dinle butonu ile sesli anlatımı başlatın.
- Oto Ses açıkken sayfa bitince otomatik devam eder.
- Kaydırıcı ile hızlı konum değiştirin.
- 3D Açık/Kapalı ile perspektifi değiştirin.
- Kilit ile sayfa tıklamalarını kapatabilirsiniz.
- Tam ekran ile daha iyi odaklanın.
- Yazı Boyutu butonu ile metin boyutunu 14px ile 30px arasında ayarlayabilirsiniz.
Elif ve Sevimli Dostları


Kocaman bir sarayın yemyeşil bahçesinde, yanakları al al, kalbi sevgi dolu bir genç kız yaşarmış. Adı Elif'miş. Kuşlar onun şarkılarına eşlik eder, kelebekler saçlarına konarmış. O, bütün hayvanların en iyi arkadaşıymış.


Sarayda bir de Kraliçe yaşarmış. Kraliçe, sihirli aynasına her gün aynı soruyu sorarmış: 'Ayna ayna, söyle bana, var mı benden daha güzeli bu dünyada?' Ayna bir gün, 'Evet Kraliçem,' demiş. 'Elif sizden çok daha güzel.' Kraliçe bunu duyunca çok kıskanmış.


Kıskanç Kraliçe, Elif'in saraydan ayrılmasını istemiş. Elif cesur bir kızmış. Üzülse de, en yakın dostları olan hayvanlarla birlikte neşe dolu ormanın yolunu tutmuş. Orman, rengarenk çiçekler ve cıvıl cıvıl seslerle dolu, sıcacık bir yermiş.


Ormanın derinliklerinde, mantar gibi şirin, küçücük bir kulübe görmüşler. Kapısı minicik, pencereleri rengarenk çiçeklerle süslüymüş. Elif merakla kapıyı çalmış. 'Tık, tık, tık! İçeride kimse var mı?' diye seslenmiş.


İçeriden ses gelmeyince yavaşça kapıyı açmış. İçerisi biraz dağınıkmış. Yedi minik sandalye, yedi minik tabak ve yedi minik yatak görmüş. Elif, 'Ne kadar da sevimli bir ev! Hemen yardım edip burayı temizlemeliyim,' diye düşünmüş.


Akşam olunca, kulübenin sahipleri işten dönmüş. Bunlar, neşeli şarkılar söyleyen yedi sevimli cüceymiş. Evlerinin pırıl pırıl olduğunu görünce çok şaşırmışlar. 'Evimizi kim temizledi acaba?' diye birbirlerine sormuşlar.


Cüceler, yataklarında mışıl mışıl uyuyan Elif'i bulmuşlar. Onu nazikçe uyandırmışlar. Elif başından geçenleri anlatınca, yedi cüce hep bir ağızdan, 'Bizimle kalabilirsin! Bizim ablamız olur musun?' demişler.


Elif ve yedi cüce harika bir aile olmuşlar. Gündüzleri Elif evi temizler, lezzetli yemekler yaparmış. Akşamları ise hep birlikte şarkılar söyler, oyunlar oynar, kahkahalarla dolu masallar anlatırlarmış. Evleri sevgi ve neşeyle dolup taşmış.


Ama Kraliçe, sihirli aynasından Elif'in yaşadığını öğrenmiş. Çok sinirlenmiş ve bir hile düşünmüş. Yaşlı bir teyze kılığına girip eline parlak, kırmızı bir elma almış ve cücelerin kulübesine doğru yola çıkmış.


Elif, cücelerin 'Yabancılarla konuşma' uyarısını hatırlasa da, yaşlı teyzenin tatlı sözlerine kanmış. Elmadan bir ısırık alır almaz derin bir uykuya dalmış. Arkadaşları olan hayvanlar hemen cücelere haber vermeye koşmuş.


Cüceler eve döndüklerinde Elif'i uyurken bulunca çok üzülmüşler. Tam o sırada, güzel bir şarkı duyan yakışıklı bir Prens atıyla yanlarına gelmiş. Prens, Elif'in güzelliğinden etkilenip ona sevgi dolu bir öpücük kondurmuş.


Prens'in sevgisi sihri bozmuş ve Elif gözlerini açmış. Herkes sevinç çığlıkları atmış! Kraliçe, iyiliğin ve dostluğun en büyük güzellik olduğunu anlamış. Elif, Prens ve yedi cüce sonsuza dek en iyi dost olarak mutlu yaşamışlar.


