Mercan ve Küçük Deniz Kabukları
Mercan, güneşin pırıl pırıl parladığı bir sabah kumsalda yürürken ayağının dibinde parlayan değişik şekillerde deniz ...
Aramaya başlamak için yukarıdaki kutuya yazın
Okuma deneyiminizi zenginleştirecek özellikler ve ipuçları


Umut, mahallenin hemen kenarından akan derenin üzerindeki küçük ahşap köprüyü çok severdi. Her gün okuldan dönerken bu köprüden geçer, akan suyu izlerdi. Ancak o gün bir terslik fark etti. Köprünün ortasındaki tahtalardan biri çatlamış ve yerinden oynamıştı. Dikkatli bakınca, altında derin bir delik oluştuğunu gördü.


Umut vakit kaybetmeden eve koştu. Babası bahçede çiçeklerle ilgileniyordu. “Baba, çabuk gel! Köprüdeki tahta kırılmış, birisi geçerken ayağı takılıp düşebilir,” dedi nefes nefese. Babası hemen elindeki işi bıraktı. Umut’un bu kadar dikkatli olması onu hem şaşırtmış hem de gururlandırmıştı.


Babası belediyeyi arayıp durumu bildirdi. Ancak ekipler gelene kadar birilerinin zarar görmemesi gerekiyordu. Umut, en yakın arkadaşı Ece’yi yardıma çağırdı. İkisi yere büyük bir karton serdiler ve renkli boyalarını çıkardılar. “DİKKAT! KIRIK TAHTA” yazan kocaman, parlak bir tabela hazırlamaya başladılar.


Hazırladıkları tabelayı alıp köprünün başına gittiler. Tabelayı herkesin görebileceği şekilde köprünün girişindeki korkuluğa bağladılar. Umut ve Ece, şimdi köprünün başında bekleyerek oradan geçen komşularını dikkatli olmaları konusunda uyarıyorlardı. Küçük bir önlem, büyük bir kazayı engelleyebilirdi.


Çok geçmeden turuncu bir kamyonet köprünün yanında durdu. İçinden, üzerinde reflektörlü yeleği olan Kaya Usta indi. Kaya Usta hazırlanan tabelayı görünce gülümsedi. “Harika bir iş çıkarmışsınız çocuklar,” dedi. “Sizin bu uyarınız olmasaydı işimiz çok daha zor olurdu.”


Umut, Kaya Usta’nın yanından bir an bile ayrılmıyordu. Merakla sordu: “Bu tahtayı nasıl tamir edeceksiniz?” Kaya Usta, kamyonetten yeni, gıcır gıcır bir ahşap parça çıkardı. “Bak Umut, bu meşe odunudur; suya ve basınca çok dayanıklıdır. Önce eskisini çıkaracağız, sonra yenisini sağlamca vidalayacağız,” diyerek anlattı.


Kaya Usta işe koyuldu. Eski, kırık tahtayı dikkatlice yerinden söktü. Çıkardığı sesler dere şırıltısına karışıyordu. Umut, bir ustanın ellerinin ne kadar hızlı ve becerikli olduğunu hayranlıkla izliyordu. Kaya Usta her hareketinde işin güvenli yapılması gerektiğini vurguluyordu.


Yeni tahta yerine yerleştirilip vidalandığında köprü eskisinden bile sağlam görünüyordu. Kaya Usta, Umut’un babasını çağırdı. “Buyurun beyefendi, ilk geçişi bu dikkatli genç adam ve siz yapın,” dedi. Umut ve babası, el ele tutuşarak yenilenen köprünün üzerinden güvenle yürüdüler.


Köprü onarılmıştı ama Umut ve Ece’nin hazırladığı tabela artık orada duramazdı. Kaya Usta tabelayı Umut’a geri verdi. “Bu senin ilk başarı belgen olsun,” dedi. Umut o akşam tabelayı odasının duvarına astı. Bu karton parçası ona, bir sorunu fark etmenin ve çözüm için adım atmanın ne kadar değerli olduğunu hatırlatacaktı.


Ertesi gün Umut ve Ece parkta buluştular. Umut artık çevresine bambaşka bir gözle bakıyordu. Sadece ağaçları ve kuşları değil; sallanan bir kaldırım taşını, sönmüş bir sokak lambasını veya yardıma ihtiyacı olan birini hemen fark ediyordu. O artık mahallesinin küçük ama en dikkatli gözlemcisiydi.



Aşağıdaki link ve iframe kodunu kullanarak kitabı sitene ekleyebilirsin.