Mercan ve Küçük Deniz Kabukları
Mercan, güneşin pırıl pırıl parladığı bir sabah kumsalda yürürken ayağının dibinde parlayan değişik şekillerde deniz ...
Aramaya başlamak için yukarıdaki kutuya yazın
Okuma deneyiminizi zenginleştirecek özellikler ve ipuçları


Selin, okulunun geniş ama biraz gri görünen bahçesine baktığında hep aynı şeyi hayal ediyordu: Rengarenk çiçekler ve göğe uzanan ağaçlar. O akşam masasına oturdu, büyük bir resim kağıdı çıkardı ve “Küçük Dostluk Ormanı” projesini çizmeye başladı. Kağıdın üzerine güneşli bir bahçe ve gülümseyen ağaçlar resmetti.


Ertesi gün Selin, projesini en yakın arkadaşı Aras’a anlattı. İkili, teneffüste okul bahçesinin en güneş alan köşelerini incelemeye başladılar. Aras elindeki deftere notlar alırken, Selin adımlarıyla toprağın genişliğini ölçüyordu. Burası küçük bir orman kurmak için mükemmel bir yerdi.


Ağaç dikmek sadece çukur kazmak demek değildi. Elif ve Mert, kütüphaneye giderek okullarının iklimine en uygun ağaçları araştırmaya başladılar. Elif büyük bir ansiklopedide meşe palamutlarını incelerken, Mert defterine çınar yapraklarının şeklini çiziyordu. “Dayanıklı ağaçlar seçmeliyiz,” dedi Elif.


Selin, hazırladığı dosyayı koltuğunun altına alıp okul müdürü Erdem Bey’in kapısını çaldı. Erdem Bey, çocukların bu yeşil planını görünce gözlüğü üzerinden gülümseyerek baktı. “Bu harika bir fikir Selin!” dedi. Okul yönetimi fidanları ve araç gereçleri sağlamak için çocuklara destek olma sözü verdi.


Beklenen gün nihayet gelmişti: Fidan Dikme Günü! Bahçede tatlı bir telaş vardı. Aras başına parlak sarı bir şapka takmış, Elif ise elindeki görev listesiyle kimin ne yapacağını organize ediyordu. Herkesin bir görevi vardı ve herkes çok heyecanlıydı.


Toprağın hazırlanması gerekiyordu. Selin ve Mert, ellerindeki küçük küreklerle toprağı havalandırmaya başladılar. Toprak taze ve nemli kokuyordu. Mert topraktan çıkan bir solucanı incelerken Selin, “Toprak çok sağlıklı, fidanlarımız burada çok mutlu olacak,” diyerek gülümsedi.


Aras ve Mert, saksıların içindeki küçük çam ve çınar fidanlarını dikkatle taşıdılar. Fidanlar henüz çok küçüktü ama dalları canlı bir yeşildi. Aras fidanı saksısından özenle çıkarırken, Mert fidanın köklerine zarar vermemek için ona yardım ediyordu.


Fidanlar toprağa yerleştikten sonra sıra en önemli işe geldi: Can suyu! Selin ve Elif, mavi sulama kovalarını doldurup fidanların dibine yavaşça döktüler. Selin, “Her gün susayıp susamadıklarını kontrol etmeliyiz,” dedi. Elif ise suyun toprakla buluşmasını izlerken keyifle gülümsedi.


Günün sonunda bahçe tamamen değişmişti. Artık gri bir alan değil, fidanlarla dolu bir umut bahçesiydi. Aras ve Elif, diktikleri son fidanın önünde birbirlerine “çak” yaptılar. “Başardık!” dediler. Küçük Dostluk Ormanı artık resimlerdeki gibi gerçekti.


Selin, fidanların sadece dikilmekle büyümediğini biliyordu. Onların ilgiye ve bakıma ihtiyacı vardı. Akşam güneşinde fidanlardan birinin yaprağını nazikçe okşadı. “Seni büyüteceğiz,” diye fısıldadı. Bu orman, onların sabrıyla ve sevgisiyle boy verecekti.


Ertesi hafta Selin ve Mert, büyük bir tahta panonun üzerine “Bakım Takvimi” hazırladılar. Her gün hangi sınıfın fidanları sulayacağını ve yabani otları temizleyeceğini renkli kalemlerle yazdılar. Mert, takvimin köşesine güneş ve bulut resimleri ekleyerek onu neşelendirdi.


Selin gözlerini kapatıp geleceği hayal etti. Yıllar sonra bu fidanlar kocaman ağaçlar olacaktı. Çocuklar gölgelerinde kitap okuyacak, kuşlar dallarında yuva yapacaktı. Selin gülümsedi; diktikleri her fidan, geleceğe bırakılmış en güzel dostluk hediyesiydi.



Aşağıdaki link ve iframe kodunu kullanarak kitabı sitene ekleyebilirsin.