Mercan ve Küçük Deniz Kabukları
Mercan, güneşin pırıl pırıl parladığı bir sabah kumsalda yürürken ayağının dibinde parlayan değişik şekillerde deniz ...
Aramaya başlamak için yukarıdaki kutuya yazın
Okuma deneyiminizi zenginleştirecek özellikler ve ipuçları


Selim, geçmişte insanların nasıl yaşadığını çok merak ediyordu. Acaba o zamanlar sokaklar nasıl görünüyordu? Çocuklar tabletleri veya televizyonları olmadan nasıl oyunlar oynuyorlardı? Odasının penceresinden dışarıdaki eski ağaçlara bakarken hayallere daldı ve geçmişin gizemlerini çözmeye karar verdi.


Okul projesi için kolları sıvadı ve işe koyuldu. Büyük bir karton kutu, birkaç plastik kapak ve rengarenk boyalar kullanarak kendine küçük bir zaman makinesi yaptı. Makinenin üzerine parlak harflerle “Geçmişe Yolculuk” yazdı ve yanlarına kontrol düğmeleri ekledi.


Selim heyecanla makinenin içine girdi ve büyük kırmızı düğmeye bastı. Gözlerini kapattı ama etrafında ne bir ışık çaktı ne de bir sarsıntı oldu. Gözlerini açtığında hâlâ odasındaydı. Ancak kutunun hemen yanında, daha önce fark etmediği tozlu ve eski bir fotoğraf albümü buldu.


Albümü kucağına alıp sayfalarını çevirmeye başladı. Fotoğraflarda mahallesinin yıllar önceki hâli vardı. Siyah beyaz resimlerde at arabaları, şapkalı insanlar ve bugün gördüğünden çok daha farklı binalar görünüyordu. Selim, gördüğü her detayı büyük bir dikkatle inceledi.


Selim, fotoğraflardaki binaları bugünkü hâlleriyle karşılaştırmak istedi. Elinde albümle pencerenin kenarına gitti. Fotoğraftaki küçük, bahçeli evin yerinde şimdi çok katlı, modern bir binanın yükseldiğini gördü. Zaman, mahalledeki her şeyi yavaş yavaş değiştirmişti.


Albümle sokağa çıktığında değişim daha da belirginleşti. Bazı eski evlerin yıkıldığını, daracık toprak yolların yerine geniş asfalt caddelerin yapıldığını fark etti. Selim, her adımında mahallesinin katman katman değişen hikâyesini keşfediyordu.


Merakı iyice artınca, mutfakta çayını yudumlayan büyükannesi Yıldız'ın yanına koştu. Albümü ona göstererek eski günleri sordu. “Büyükanne, sen küçükken buralar gerçekten böyle miydi?” diye sordu. Yıldız hanım, albümü görünce gözleri parlayarak gülümsedi.


Büyükanne Yıldız, Selim'e çocukluğunda mahalledeki boş arsalarda oynadığı oyunları ve her sabah yürüdüğü ağaçlı okul yolunu anlattı. O zamanlar her evin bahçesinde bir meyve ağacı olduğunu ve komşuların birbirine taze pişmiş ekmekler ikram ettiğini söyledi.


Selim, büyükannesinin anlattıklarını dinlerken geçmişi öğrenmenin gerçekten zaman makinesi kullanmak kadar heyecanlı olduğunu düşündü. Kitaplarda yazmayan, sadece yaşayanların bildiği bu küçük hatıralar, Selim'i bambaşka bir dünyaya götürmüştü.


Okul projesine son şeklini vermek için masasına oturdu. Karton makinesinin içine büyükannesinden aldığı eski fotoğrafları ve dinlediği anıları küçük notlar halinde ekledi. Projesi artık sadece bir kutu değil, mahallesinin canlı bir tarih günlüğüydü.


Sunum günü geldiğinde sınıftaki herkes Selim'in projesini hayranlıkla izledi. Selim hikâyesini bitirdiğinde, arkadaşı Elif elini kaldırdı ve kendi dedesinin eski saat tamircisi olduğunu anlatmaya başladı. Derken tüm sınıf kendi ailesinden birer hikâye paylaşmaya başladı.


Selim akşam eve döndüğünde karton makinesine sevgiyle baktı. Makinesi onu fiziksel olarak geçmişe ışınlamamıştı ama merakı ve büyükannesinin anıları sayesinde gerçek bir zaman yolculuğuna çıkmıştı. En büyük maceraların bazen sadece bir soru sormakla başladığını anlamıştı.



Aşağıdaki link ve iframe kodunu kullanarak kitabı sitene ekleyebilirsin.