Merve, okul hazırlığı yaparken eşyalarını tek tek sayar ve saymanın ne kadar eğlenceli olduğunu keşfeder.
Kullanım İpuçları
- Sayfayı çevirmek için sayfaya tıklayın ya da yön tuşlarını kullanın.
- Dinle butonu ile sesli anlatımı başlatın.
- Oto Ses açıkken sayfa bitince otomatik devam eder.
- Kaydırıcı ile hızlı konum değiştirin.
- 3D Açık/Kapalı ile perspektifi değiştirin.
- Kilit ile sayfa tıklamalarını kapatabilirsiniz.
- Tam ekran ile daha iyi odaklanın.
- Yazı Boyutu butonu ile metin boyutunu 14px ile 30px arasında ayarlayabilirsiniz.
Rami'nin Orman Ailesi


Ulu ağaçların ve rengarenk çiçeklerin evi olan Hindistan ormanının kalbinde, Rami adında neşeli bir çocuk yaşardı. Onu bebekken bulan sevgi dolu bir kurt sürüsü tarafından büyütülmüştü. Kurt kardeşleriyle oynamayı ve anne kurdun anlattığı orman masallarını dinlemeyi çok severdi.


Rami'nin en iyi iki arkadaşı vardı: her zaman komik şakalar yapan, iyi kalpli ve tembel ayı Boro ile ona ormanın dilini ve sırlarını öğreten bilge ve zarif panter Gecegölge.


Gecegölge, Rami'ye bir panter gibi sessizce nasıl yürüyeceğini, en tatlı meyvelerin hangi ağaçlarda yetiştiğini ve yıldızlara bakarak yolunu nasıl bulacağını öğretirdi. Her gün yeni bir macera ve yeni bir dersti.


Ancak ormanın her sakini onlar kadar dost canlısı değildi. Ormanın en gururlu ve en huysuz kaplanı olan Karal, bir insan çocuğunun ormanda yaşamasından hiç hoşlanmıyordu. 'Burası bir çocuğun yeri değil!' diye kükrerdi.


Bir gün Karal, Rami'nin yolunu kesti. 'Sen buraya ait değilsin, çocuk. Git ve kendi türünü bul!' dedi. Karal'ın sözleri Rami'nin kalbine küçük bir şüphe tohumu ekti.


Rami ilk kez kendini yalnız hissetti. 'Belki de Karal haklıdır,' diye fısıldadı Gecegölge'ye. 'Belki de benim gerçek evim burası değildir.'


Bunu duyan Boro, 'Saçmalık!' diye gürledi. 'Sana bu ormanın ne kadar harika bir yer olduğunu ve senin de bu harika yerin bir parçası olduğunu göstereceğiz! Haydi, maceraya atılıyoruz!'


Üç arkadaş, ormanın daha önce hiç görmedikleri yerlerine doğru yola çıktılar. Şelalelerin arkasındaki gizli mağaraları keşfettiler, en uzun ağaçların tepelerine tırmanıp bulutlara dokundular ve rengarenk papağanların şarkılarını dinlediler.


Yolculukları sırasında bir grup oyuncu maymunla karşılaştılar. Maymunlar, Rami'yi görünce çok heyecanlandılar ve onu kendi oyunlarına davet ettiler.


Rami, maymunlarla birlikte sarmaşıklarda sallandı, komik yüzler yaptı ve kahkahalarla dolu bir gün geçirdi. Ormanın ne kadar eğlenceli olabileceğini yeniden hatırlamıştı.


Boro ve Gecegölge, Rami'nin neşesini görünce gülümsediler. Bu orman, tüm canlılarıyla birlikte Rami'nin eviydi ve onu korumak için her şeyi yaparlardı.


Arkadaşlarının sevgisiyle cesareti artan Rami, artık Karal'dan korkmuyordu. Aklına harika bir fikir gelmişti. Kaplanı korkutmak için kaba kuvvete değil, zekasına ihtiyacı vardı.


Rami, nehir kenarından topladığı büyük ve kuru su kabaklarını bir sarmaşığa dizdi. Karal yaklaştığında, sarmaşığı sallayarak o kadar yüksek ve tuhaf bir ses çıkardı ki, kaplan neye uğradığını şaşırdı.


Gürültüden ve şaşkınlıktan hoşlanmayan Karal, 'Bu orman çok gürültülü olmaya başladı!' diye homurdanarak kuyruğunu salladı ve ormanın daha sessiz bir köşesini bulmak için uzaklaştı.


O gün Rami çok önemli bir şey anladı. Aile, sadece aynı kandan olmak demek değildi. Gerçek aile, bizi seven, destekleyen ve kendimizi evimizde hissetmemizi sağlayan arkadaşlarımızdı. Ve onun ailesi, ormanın tam kalbindeydi.


