Minik Panda Pati ve Küçük Düş
Minik panda Pati için uyku vakti gelmişti. Dışarıda gümüş rengi bir ay parlıyordu. Pati, üzerinde minik yıldızlar ola...
Aramaya başlamak için yukarıdaki kutuya yazın
Okuma deneyiminizi zenginleştirecek özellikler ve ipuçları


Güneş, yemyeşil ormanın üzerine altın sarısı ışıklarını döküyordu. Minik Panda Pati, yumuşacık yosunların üzerinde tıp tıp yürürken birden durdu. Çalıların arasında, iki yanına açılmış kocaman yapraklarıyla ona bakan çok özel bir çiçek vardı.


Pati, çiçeğe biraz daha yaklaştı. Çiçeğin ortasındaki renkler ve kenarlarındaki kıvrımlar tıpkı bir yüze benziyordu. Üstelik o koca yapraklar sanki yanaklarıymış gibi duruyordu. Pati, “Bu çiçek bana gülümsüyor!” diye düşündü.


Çiçeğin bu kadar nazik ve mutlu görünmesi Pati’yi çok heyecanlandırdı. Kalbi küt küt attı. O da çiçeğe karşılık vermek istedi ve yüzünde kocaman, sıcacık bir gülümseme belirdi.


Tam o sırada çalılardan uzun, pembe kulaklar göründü. Bu, Pati’nin en yakın arkadaşı tavşan Lila’ydı. Lila zıplayarak yanına geldi. “Neye bakıyorsun böyle Pati?” diye sordu merakla.


Lila, çiçeğin yanına kadar gitti. Uzun kulaklarını dikti ve başını yana eğerek çiçeğin şekline çok dikkatlice bakmaya başladı. Çiçeğin neden gülümsediğini anlamaya çalışıyordu.


İki arkadaş eğilip çiçeğin tam kalbine baktılar. Orada, sarı polenlerin arasında kıpırdayan minicik, parlak mavi bir böcek vardı! Böcek, çiçeğin içinde kendine güvenli bir yuva bulmuş gibi görünüyordu.


Küçük böcek birden hareket edip çiçeğin taç yaprağına doğru tırmandı. Böcek her adım attığında, çiçeğin yaprakları yukarı aşağı sallanıyordu. Sanki çiçek canlanmış gibiydi.


Pati o an her şeyi anladı. Çiçek aslında gerçek bir ağızla gülümsemiyordu. O sadece bir şekildi ve böcek hareket edince çiçek de oynamıştı. “Demek ki bu bir gülümseme değilmiş,” dedi Pati sessizce.


Pati biraz duraksadı ama sonra tekrar gülümsedi. “Gülümseme olmasa bile,” dedi Lila’ya dönerek, “bu görüntünün çok sevimli olduğu gerçeğini değiştirmez. Doğanın bize oyun oynaması harika!”


İki arkadaş ormanda dolaşmaya devam ettiler. Artık her şeye farklı bir gözle bakıyorlardı. Yerdeki taşları yan yana getirip onlardan komik yüzler yaptılar. Bir ağaç kovuğunu dev bir buruna benzettiler. Hayal güçleriyle doğayı bir oyun alanına çevirdiler.


Lila, yerdeki büyük bir yaprağı alıp başına taktı. “Bak Pati, bu bir şapka!” dedi. Pati, gerçek dünyadaki nesnelerin hayal gücüyle nasıl bambaşka hikayelere dönüştüğünü keşfetmenin çok eğlenceli olduğunu anladı.


Hava kararmaya başlarken Pati eve dönme vaktinin geldiğini biliyordu. O “gülümseyen” çiçeğin yanından geçerken ona el salladı. Gerçek ya da hayal, o gün ormanda gördüğü her şey kalbini ısıtmıştı.



Aşağıdaki link ve iframe kodunu kullanarak kitabı sitene ekleyebilirsin.