Minik Panda Pati ve Küçük Düş
Uyku vakti gelince Pati yıldızlı battaniyesine sarınır ve günün güzel anlarını düşünür. Rüyasında sihirli bir bahçede...
Aramaya başlamak için yukarıdaki kutuya yazın
Okuma deneyiminizi zenginleştirecek özellikler ve ipuçları


Güneşli bir sabahtı. Minik arı Balbalı, kanatlarını neşeyle çırparak çiçek tarlasının üzerinde süzülüyordu. Tam o sırada havada tuhaf bir şey fark etti. Gökyüzünden aşağıya doğru parıldayan şeffaf küreler iniyordu. Balbalı, “Bunlar da ne?” diye merakla mırıldandı.


Baloncuklar güneş ışığına değdikçe adeta sihirli bir hal alıyordu. Her birinin üzerinde pembeler, maviler ve yeşiller dans ediyordu. Balbalı, bu rengarenk manzara karşısında büyülenmişti. Kanatlarını daha hızlı çırparak en büyük baloncuğa doğru yaklaştı.


Balbalı, bu parlak şeyin neye benzediğini anlamak istiyordu. “Acaba yumuşak mı?” diye düşündü. Minik ön ayağını yavaşça uzattı ve baloncuğun pürüzsüz yüzeyine çok hafifçe dokundu.


Birdenbire “Pıt!” diye bir ses duyuldu. Baloncuk bir anda yok oldu! Balbalı ne olduğunu anlayamadan, burnunun ucunda minicik su damlacıkları hissetti. Balbalı şaşkınlıktan kocaman açılmış gözleriyle boşluğa bakakaldı.


Balbalı’nın arkadaşı Vızvız, olan biteni uzaktan görmüştü. Hemen yanına uçtu. “Balbalı, bu baloncuklar harika!” dedi Vızvız heyecanla. İki arkadaş, gökyüzünden süzülen diğer baloncukları izlemeye başladılar.


O sırada arkadaşları Pırpır da onlara katıldı. Pırpır, çok yükseklere çıkan dev bir baloncuğu işaret etti. Baloncuk, ağaçların tepesinden bile yukarıya, masmavi gökyüzünün derinliklerine doğru tırmanıyordu.


Başka bir baloncuk ise aşağıya, çiçeklerin arasına doğru süzüldü. Pırpır, baloncuğun bir kırmızı lalenin içine inişini izlemek için aşağıya doğru pike yaptı. Baloncuk, çiçeğin taç yaprakları arasında bir mücevher gibi parlıyordu.


Arılar bu yeni oyunu çok sevmişti. Balbalı ve Vızvız, rüzgarla dans eden baloncukların peşinden uçmaya başladılar. Bir sağa, bir sola manevra yaparak baloncukları yakalamaya çalışıyorlardı ama onlara dokunmamaya dikkat ediyorlardı.


Aniden bir rüzgar çıktı. “Uf!” diye esen rüzgar, baloncukları darmadağın etti. Balbalı durup izledi; baloncukların bazıları ormana, bazıları ise göle doğru savruluyordu. Rüzgar sanki görünmez elleriyle onları her yöne taşıyordu.


Balbalı, rüzgarın nasıl hareket ettiğini merak etti. Bir yaprağın üzerine kondu ve çevresini gözlemlemeye başladı. Yakındaki uzun otların ve çiçeklerin de baloncuklarla aynı yöne doğru eğildiğini fark etti.


Pırpır yanına geldiğinde Balbalı heyecanla bağırdı: “Bak Pırpır! Baloncuklar rüzgar nereye isterse oraya gidiyor!” Gerçekten de, esinti yön değiştirdiğinde baloncuklar da hep birlikte yeni bir yöne doğru yola koyuluyorlardı.


Güneş yavaşça batarken gökyüzü turuncuya boyandı. Balbalı, gökyüzünde kalan son baloncuğun rüzgarla uzaklaşmasını izledi. Artık eve dönme vakti gelmişti. Balbalı, kovanına doğru uçarken bugünkü baloncuk macerasını hiç unutmayacağını biliyordu.



Aşağıdaki link ve iframe kodunu kullanarak kitabı sitene ekleyebilirsin.