Mercan ve Küçük Deniz Kabukları
Mercan, güneşin pırıl pırıl parladığı bir sabah kumsalda yürürken ayağının dibinde parlayan değişik şekillerde deniz ...
Aramaya başlamak için yukarıdaki kutuya yazın
Okuma deneyiminizi zenginleştirecek özellikler ve ipuçları


İrem, okulun kütüphanesinde en sevdiği köşede oturuyordu. Rafların en arkasında, tozlu bir köşede, kapağı olmayan eski bir kitap gördü. Merakla elini uzattı ve kitabı yerinden çıkardı. Kitap çok gizemli görünüyordu ama rengarenk sayfaları parlıyordu.


İrem kitabı açtığında şaşkınlıktan gözleri büyüdü. Bu, diğer hikaye kitaplarına benzemiyordu. Sayfalar, çocukların el yazısıyla yazılmış sorularla ve altına eklenmiş cevaplarla doluydu. Her sayfa apayrı bir dünyaydı; gökyüzünden okyanusun derinliklerine kadar her şey hakkında bir şeyler yazıyordu.


İrem sayfaları çevirirken bir şey fark etti. “Plüton, güneş sistemindeki dokuzuncu gezegendir,” yazıyordu bir sayfada. İrem kaşlarını çattı. Geçen hafta okuduğu fen bilgisi kitabında artık Plüton’un bir “cüce gezegen” olarak kabul edildiğini öğrenmişti. Buradaki bilgi çok eskiydi!


Hemen masasına oturdu ve çantasından tabletini çıkardı. Diğer sayfaları da incelemeye başladı. Kitaptaki bazı cevaplar on yıllar öncesine aitti. İrem, modern kaynaklardan araştırmaya başladı. Bilgiler arasındaki farkları not alırken adeta bir dedektif gibi hissediyordu.


İrem, bilgilerin de insanlar gibi değişip gelişebildiğini anladı. “Dünya her gün yeni bir şeyler öğreniyor,” diye düşündü. Eski kitabın sayfalarındaki bazı bilgilerin artık geçerli olmaması onu üzmedi; aksine, bilginin bu yolculuğu onu çok heyecanlandırdı.


Kitabın arkasında hala boş olan birkaç beyaz sayfa vardı. İrem kalemini aldı ve en güncel bilgileri, kendi renkli çizimleriyle bu boş sayfalara eklemeye başladı. Yeni keşfedilen yıldızlardan, deniz altındaki teknolojik araçlardan bahsetti.


O sırada sınıf arkadaşı Can yanına geldi. “Ne yapıyorsun İrem? Bu kitap da ne böyle?” diye sordu. İrem, bulduğu kitabı ve içindeki bilgilerin nasıl değiştiğini Can'a uzun uzun anlattı. Can, İrem'in bu keşfine bayılmıştı.


“Ben de sana yardım edebilirim!” dedi Can. Can, robotlar ve uzay hakkında çok şey biliyordu. İkisi kafa kafaya vererek kitaba yeni sorular eklediler: “Gelecekte arabalar uçacak mı?” veya “Bitkiler birbirleriyle nasıl konuşur?” gibi soruları ve buldukları modern cevapları yazdılar.


Çalışmalarını bitirdiklerinde kitabı kütüphaneci Bilge Hanım’a götürdüler. Bilge Hanım gözlüklerinin üzerinden kitaba baktı ve gülümsedi. “Bu harika bir fikir çocuklar! Bu kitabı artık 'Merak Defteri' köşemize koymalıyız,” dedi.


Can ve Bilge Hanım, kitabı kütüphanenin en merkezi yerindeki renkli kürsüye yerleştirdiler. Üzerine büyük, parlak harflerle “Merak Defteri: Senin Sorun Ne?” yazan bir tabela astılar. Artık bu kitap tüm okulun ortak hazinesi olacaktı.


Çok geçmeden kütüphaneye gelen diğer çocuklar kitabın etrafına toplandı. Efe ve Zeynep, kitabın yeni sayfalarını büyük bir dikkatle incelemeye başladılar. Efe hemen cebinden bir kalem çıkardı; aklına gelen yeni bir soruyu boş bir köşeye eklemek için sabırsızlanıyordu.


İrem, arkadaşlarını izlerken gülümsedi. Bir kitabın en güzel halinin, her şeyiyle tamamlanmış bir kitap olmadığını fark etti. En güzel kitap; bitmeyen sorularla büyüyen, yeni cevaplarla değişen ve herkesin bir parça ekleyebildiği canlı bir kitaptı.



Aşağıdaki link ve iframe kodunu kullanarak kitabı sitene ekleyebilirsin.