Mercan ve Küçük Deniz Kabukları
Mercan, güneşin pırıl pırıl parladığı bir sabah kumsalda yürürken ayağının dibinde parlayan değişik şekillerde deniz ...
Aramaya başlamak için yukarıdaki kutuya yazın
Okuma deneyiminizi zenginleştirecek özellikler ve ipuçları


Emir, her hafta sonu dedesi Çınar ile ormanda yürüyüşe çıkmayı çok severdi. Kuş sesleri ve rüzgarın yapraklar arasındaki fısıltısı ona huzur verirdi. Patikanın sonunda, hiç beklemedikleri bir şeyle karşılaştılar: Sarmaşıklarla kaplanmış, parlak kırmızı rengi solmuş eski bir telefon kulübesi.


“Buna bak Emir!” dedi Çınar dede gülümseyerek. “Bu kulübe ben çocukken de buradaydı.” Emir, paslanmış kapıyı gıcırdayarak açtı. İçeride ne bir sinyal sesi ne de çalışan bir tuş takımı vardı. Telefon artık dilsizdi ama kulübe hala bir sır saklıyor gibiydi.


Emir, telefonun hemen altındaki küçük rafın üzerinde tozlu, deri kaplı bir defter buldu. Heyecanla defteri eline aldı ve sayfalarını çevirmeye başladı. Bu bir ziyaretçi defteriydi. “Bak dede, burada bir sürü not var!” diye seslendi.


Emir defterin sayfalarını yavaşça çevirdikçe notların çok eski tarihlere ait olduğunu gördü. 1970'ler, 80'ler... İnsanlar buraya dileklerini, anılarını ve gördükleri güzellikleri yazmışlardı. Mürekkep bazı yerlerde solmuştu ama yazılar hala okunabiliyordu.


Sayfaların birinde el yazısıyla yazılmış ilginç bir not dikkatini çekti. Notta, “Ulu Çınar'ın arkasındaki gizli vadide, gece mavisi renginde çok nadir bir Kristal Çiçeği açmış. Lütfen ona zarar vermeyin,” yazıyordu. Emir'in gözleri parladı; bu çiçek hala orada olabilir miydi?


Emir ve Çınar dede, notta bahsedilen “Ulu Çınar” ağacını bulmak için derin bir araştırmaya giriştiler. Eski haritaları ve orman işaretlerini incelediler. “Eğer o çiçeği bulursak, onu korumalıyız Emir,” dedi Çınar dede ciddi bir sesle.


Uzun bir yürüyüşün ardından, sarp kayalıkların arkasında gizlenmiş küçük bir su kenarına ulaştılar. Orada, tam da notta yazıldığı gibi, göz kamaştırıcı mavi renkte, yıldız gibi parlayan bir çiçek duruyordu. Emir nefesini tuttu; bu hayatında gördüğü en güzel şeydi.


Çınar dede, bu çiçeğin sadece bu bölgede yetişen ve nesli tükenmekte olan bir tür olduğunu anlattı. “Buranın yerini kimseye söylememeliyiz ama onu uzman ellere teslim etmeliyiz,” dedi. Hemen cebinden telefonunu çıkarıp Doğa Koruma merkezini aradı.


Kısa süre sonra, Doğa Koruma Görevlisi Defne bölgeye geldi. Emir ve dedesini bu duyarlılıkları için tebrik etti. “Eğer bu çiçeği koparsaydınız, bir daha asla açmayabilirdi. Şimdi burayı koruma altına alacağız,” dedi Defne ve bölgenin etrafına küçük bir işaret koydu.


Emir, kulübeye geri döndü ve bulduğu defterin en son sayfasına kendi notunu ekledi. Artık ormanı sadece gezilecek bir yer değil, korunması gereken bir hazine olarak görüyordu. Notuna şunu yazdı: “Doğayı gördüğünüzden daha güzel bırakın.”



Aşağıdaki link ve iframe kodunu kullanarak kitabı sitene ekleyebilirsin.