Mercan ve Küçük Deniz Kabukları
Mercan, güneşin pırıl pırıl parladığı bir sabah kumsalda yürürken ayağının dibinde parlayan değişik şekillerde deniz ...
Aramaya başlamak için yukarıdaki kutuya yazın
Okuma deneyiminizi zenginleştirecek özellikler ve ipuçları


Deniz, büyükannesinin evindeki çatı katında eski eşyaları karıştırmayı çok severdi. Bir gün, tozlu bir rafın arkasında tahtadan yapılmış, zarif bir kum saati buldu. İçindeki altın sarısı kumlar, sanki içinde hapsolmuş birer yıldız gibi parlıyordu. Deniz, bu saatin ne kadar sürede aktığını merak etmeye başladı.


Deniz, kum saatini ters çevirdi. İncecik bir kum şelalesi yukarıdan aşağıya süzülmeye başladı. Kumların akışını izlemek çok huzurluydu ama Deniz’in aklında bir soru vardı: “Acaba tüm kumların aşağı inmesi tam olarak kaç dakika sürüyor?”


O sırada Deniz’in en yakın arkadaşı Ekin geldi. Ekin, her zaman yanında dijital bir kronometre taşırdı. Deniz durumu anlatınca Ekin’in gözleri parladı. “Hadi bunu birlikte test edelim Deniz! Bakalım bu eski saat gerçekten zamanı doğru ölçüyor mu?” dedi.


İlk deneylerine başladılar. Kum saatini ters çevirdikleri anda Ekin kronometreyi başlattı. İkisi de nefeslerini tutmuş, altın kumların birer birer aşağı dökülmesini izliyordu. Kronometre bir dakikayı gösterdiğinde Deniz heyecanla, “Bakalım bitti mi?” diye sordu.


Ama bir gariplik vardı. Kronometre bir dakikayı geçmişti ama kum saatinin üst kısmında hâlâ bir miktar kum kalmıştı. “Dur!” diye bağırdı Ekin. Kumlar ancak bir dakika on saniye sonra tamamen aşağı inmişti. İkisi de birbirine şaşkınlıkla baktı.


“Belki de her seferinde aynı değildir,” dedi Deniz. Deneyi tekrar ettiler. İki dakikalık ve beş dakikalık ölçümler yapmaya çalıştılar. Ancak sonuçlar her seferinde birkaç saniye fark ediyordu. Bazen kumlar hızlı akıyor, bazen ise sanki yavaşlıyordu.


Deniz bir büyüteç alıp kum tanelerini incelemeye başladı. “Buldum!” dedi heyecanla. “Ekin, bak! Kum tanelerinin hepsi aynı büyüklükte değil. Bazıları daha iri, bazıları ise toz gibi ince.” İri taneler bazen dar olan orta kısımdan geçerken yolu biraz tıkıyordu.


Ekin başını sallayarak ona katıldı. “Haklısın Deniz, ayrıca kumun içindeki nem bile akış hızını değiştirebilir. Eğer kumlar birbirine yapışırsa daha yavaş akarlar. Zamanı ölçmek sandığımızdan daha zormuş!” dedi.


“Kendi kum saatimizi yapalım!” dedi Deniz. İki plastik şişe, biraz bant ve ince bir süzgeçten geçirilmiş temiz kum getirdiler. İlk denemelerinde şişelerin ağzındaki delik çok küçüktü ve kumlar hiç akmadı. İlk başarısızlıkları onları yıldırmadı.


Deniz, şişelerin birleşim yerindeki deliği dikkatlice biraz daha genişletti. Ekin ise kumları bir lambanın altında iyice kuruttu ki nemli kalmasınlar. Her detaya dikkat ediyorlardı. Bu sefer kumların daha akışkan olduğunu fark ettiler.


Yeni saatlerini test ettiler. Ekin kronometreyi başlattı ve kumlar tam olarak 60 saniyede aşağı indi! İkinci ve üçüncü denemede de sonuç aynıydı. “Başardık!” diye bağırdılar sevinçle. Kendi yaptıkları saat, eskisinden daha dengeli çalışıyordu.


Deniz, o akşam keşif günlüğüne şunları yazdı: “Zamanı ölçmek için sadece bir saate değil, dikkatli bir gözleme ve deneye de ihtiyaç varmış.” Artık her baktığı kum tanesinde, sabırla akan bir bilimin gizli olduğunu biliyordu.



Aşağıdaki link ve iframe kodunu kullanarak kitabı sitene ekleyebilirsin.