Mercan ve Küçük Deniz Kabukları
Mercan, güneşin pırıl pırıl parladığı bir sabah kumsalda yürürken ayağının dibinde parlayan değişik şekillerde deniz ...
Aramaya başlamak için yukarıdaki kutuya yazın
Okuma deneyiminizi zenginleştirecek özellikler ve ipuçları


Nil, yağmurun yağdığı o sihirli anlarda gökyüzünün neden bazen gri, bazen de mora çaldığını merak ediyordu. Havanın her damlayla nasıl değiştiğini, doğanın bu ıslak serüvende neler hissettiğini anlamak istiyordu.


Elinde sarı bir kalem ve gökkuşağı desenli bir defterle, her yağmurlu günün sıcaklığını ve yağmurun ne kadar sürdüğünü not etmeye başladı. Artık o sadece bir izleyici değil, küçük bir gözlemciydi.


Bir süre sonra bazı yağmurların bir fısıltı gibi kısacık sürdüğünü, bazılarının ise sanki gökyüzü tüm neşesini yere döküyormuş gibi uzun uzun devam ettiğini fark etti. Her yağmurun kendine has bir ritmi vardı.


Merakı gün geçtikçe daha da arttı. Artık sadece yağmuru değil, ilk damla düşmeden hemen önce gökyüzünün nasıl göründüğünü de günlüğüne resmetmeye başladı. Gökyüzü onun tuvali olmuştu.


Notlarını incelediğinde ilginç bir şey keşfetti. Bulutların en koyu, en yoğun ve kat kat olduğu günlerde yağmur genellikle çok daha uzun sürüyor, yeryüzünü iyice ıslatıyordu.


Fakat her zaman aynı olmadığını da gördü. Bazen simsiyah bulutlar hemen dağılıyor, bazen de pamuk gibi görünen bulutlardan beklemediği kadar çok yağmur yağıyordu. Doğa sürprizleri seviyordu.


Nil, bu gizemi çözmek için kütüphanedeki büyük kitapları araştırmaya başladı. Rüzgârın, nemin ve bulut türlerinin hava olaylarını nasıl etkilediğini öğrendikçe gözleri parlıyordu.


Hazırladığı bu detaylı ve renkli günlüğü okulda öğretmeni Mete Bey’e götürdü. Sayfalar dolusu çizim, ölçüm ve not, öğretmenin masasında bir hazine gibi parlıyordu.


Mete Bey, Nil’in düzenli gözlemlerinin çok değerli olduğunu söyledi. “Sen sadece havayı değil, doğanın dilini kaydediyorsun,” diyerek onu kocaman bir gülümsemeyle tebrik etti.


Nil, öğretmeninden aldığı güçle verilerini büyük bir grafik hâline getirdi. Hangi gün ne kadar yağış düştüğünü gösteren rengârenk sütunlar, defterinde bir şehir silüeti gibi yükseldi.


Bir ayın sonunda, Nil’in elinde küçük ama paha biçilemez bir hava arşivi oluşmuştu. Her bir sayfa, o ayın gökyüzü hikâyesini anlatan birer tablo gibiydi.


Artık yağmur yağdığında Nil sadece pencereden bakmakla kalmıyordu. Elinde günlüğü ve kalemiyle, gökyüzünün fısıldadığı o bitmek bilmeyen muazzam hikâyeyi kaydetmeye her an hazırdı.



Aşağıdaki link ve iframe kodunu kullanarak kitabı sitene ekleyebilirsin.