Mercan ve Küçük Deniz Kabukları
Mercan, güneşin pırıl pırıl parladığı bir sabah kumsalda yürürken ayağının dibinde parlayan değişik şekillerde deniz ...
Aramaya başlamak için yukarıdaki kutuya yazın
Okuma deneyiminizi zenginleştirecek özellikler ve ipuçları


Bir öğleden sonra Mina, pencerenin kenarında oturmuş dışarıyı izliyordu. Ağaçların dalları sanki görünmez eller tarafından sallanıyor, sarı yapraklar havada dans ediyordu. “Rüzgâr nereden geliyor ve nereye gidiyor?” diye düşündü. Bu görünmez yolcuyu takip etmenin bir yolu olmalıydı.


Mina hemen masasına oturdu. Renkli bir kâğıt, bir toplu iğne ve uzun bir çubuk aldı. Kâğıdı dikkatlice kesti ve uçlarını ortada birleştirdi. İşte rüzgârı yakalayacak olan parlak, turuncu bir rüzgâr gülü yapmıştı! Artık rüzgârın izini sürmeye hazırdı.


Önce bahçeye çıktı. Rüzgâr gülü burada neşeyle dönmeye başladı. Sonra sokağın köşesine yürüdü. Orada rüzgâr gülü daha yavaş hareket ediyordu. Mina, elindeki gülü havaya kaldırarak rüzgârın sesini dinledi ve kanatların dönüş hızını izledi.


Mina daha sonra okulun çatısına çıktı. Orada rüzgâr o kadar güçlüydü ki, rüzgâr gülü neredeyse elinden uçacaktı! Ama binaların arasına indiğinde, rüzgâr sanki birden kayboluyordu. “Neden her yerde farklı esiyor?” diye merak etti.


Mina eve dönüp bir defter ve kalem aldı. Gözlemlerini not etmeye başladı. Rüzgârın sadece bir yöne gitmediğini, yoluna çıkan şeylere göre yön değiştirdiğini fark etmişti. Kendi kendine, “Rüzgâr bir labirentte koşuyor gibi!” dedi.


Bahçedeki büyük çınar ağacının arkasına geçtiğinde rüzgârın kesildiğini, ağacın önünde ise hızlandığını gördü. Binalar ve ağaçlar rüzgârın önüne dev birer engel gibi çıkıyordu. Rüzgâr, bu engellerin etrafından dolanmak zorunda kalıyordu.


Ertesi gün en yakın arkadaşı Atlas'ı yanına çağırdı. Atlas harita çizmeyi çok severdi. Mina ona rüzgâr gülünü ve keşiflerini anlattı. “Gel, mahallemizin rüzgâr haritasını çıkaralım!” dedi. Atlas bu fikre bayılmıştı.


İki arkadaş sokak sokak gezdiler. Atlas haritayı tutuyor, Mina ise rüzgâr gülüyle ölçüm yapıyordu. “Burada rüzgâr kuzeye esiyor,” dedi Mina. Atlas hemen haritaya küçük bir ok işareti çizdi. Her köşe başını, her büyük binayı tek tek not ettiler.


Pazartesi günü projelerini sınıfa götürdüler. Öğretmenleri Bayan Selen, hazırladıkları renkli haritayı tahtaya astı. Haritada mahallenin neresinde sert rüzgâr estiği, neresinin sakin olduğu oklarla gösterilmişti. Bütün sınıf hayranlıkla onları dinliyordu.


Bayan Selen, “Harika bir iş çıkardınız,” dedi. “Rüzgâr görünmezdir ama Mina ve Atlas onun gücünü ve yönünü ölçmeyi başardılar.” Mina o an önemli bir şey keşfetti: Görünmeyen şeyler bile dikkatli bakıldığında ve doğru araçlarla ölçülebilirdi.


Okuldan dönerken Mina yüzünde rüzgârın serinliğini hissetti. Artık rüzgâr onun için sadece bir esinti değil, mahallenin gizli yollarını bilen bir arkadaştı. Gözlerini kapattı ve rüzgârın hangi binanın etrafından dolanıp yanına geldiğini hayal etti.


Mina ve Atlas şimdiden yeni projelerini planlamaya başlamışlardı. Belki bir dahaki sefere yağmurun sesini ya da güneşin sıcaklığını ölçebilirlerdi. Dünya keşfedilmeyi bekleyen gizemlerle doluydu ve küçük kâşifler her şeye hazırdı.



Aşağıdaki link ve iframe kodunu kullanarak kitabı sitene ekleyebilirsin.