Mercan ve Küçük Deniz Kabukları
Mercan, güneşin pırıl pırıl parladığı bir sabah kumsalda yürürken ayağının dibinde parlayan değişik şekillerde deniz ...
Aramaya başlamak için yukarıdaki kutuya yazın
Okuma deneyiminizi zenginleştirecek özellikler ve ipuçları


Bir sabah Merve, mutfak masasında duran kuru fasulye tanelerine uzun uzun baktı. Bu sert ve cansız görünen minik şeylerin nasıl olup da yeşil bir bitkiye dönüştüğünü çok merak ediyordu. “Ben de kendi ormanımı başlatabilirim!” diye düşündü ve heyecanla deneyi için hazırlıklara başladı.


Merve, kavanozun dibine yumuşak beyaz pamukları yerleştirdi. Fasulyeleri incitmeden pamukların arasına sakladı ve üzerine birkaç damla can suyu verdi. “Hadi bakalım küçük dostlarım,” dedi fısıltıyla, “şimdi büyüme zamanı.”


İlk gün geçti, ikinci gün geçti ama kavanozda hiçbir değişiklik yoktu. Fasulyeler hâlâ sert ve sessiz duruyordu. Merve, kavanoza bakıp içini çekti. “Neden hâlâ uyanmadılar?” diye sordu kendi kendine. Beklemek, hayal ettiğinden çok daha zordu.


Üçüncü günün sabahında Merve, güneş ışığı odaya dolarken hemen pencere kenarına koştu. Kavanoza yakından baktığında gözlerine inanamadı! Fasulyelerden birinin kabuğu çatlamış, içinden bembeyaz, incecik bir uç dışarı çıkmıştı. Bu, fasulyenin ilk adımıydı.


Merve hemen çalışma masasına oturdu ve renkli kalemlerini çıkardı. Bir gözlem defteri tutmaya karar vermişti. Fasulyenin üzerindeki o minik çatlağı ve dışarı uzanan beyaz kökü dikkatlice defterine çizdi. Artık her gün olanları kaydedecekti.


Beşinci gün geldiğinde, beyaz kökler pamukların arasına iyice yayılmıştı. Merve, her gün düzenli olarak pamuğu nemlendiriyor ve fasulyeleri güneş alan en güzel köşeye koyuyordu. Emeklerinin karşılığını görmek onu çok mutlu ediyordu.


Bir hafta sonra, mucize tamamlanmıştı. Beyaz köklerin arasından gökyüzüne doğru uzanan ince, yeşil bir filiz yükseldi. Filizin ucunda iki tane minik, kalp şeklinde yaprak vardı. Merve'nin sabrı, sonunda meyvesini vermiş ve küçük fasulye gerçek bir bitki olmuştu.


Merve, bu deney sayesinde çok önemli bir şey öğrenmişti. Bazı şeyler aceleyle olmazdı; sevgi, ilgi ve en önemlisi zaman gerektirirdi. “Sabretmek, aslında sonucun ne kadar güzel olacağını beklemektir,” diye düşündü yeşil filizine bakarken.


Ertesi gün Merve, kavanozunu ve gözlem defterini okula götürdü. Öğretmeni Sevgi Hanım, Merve'nin bu titiz çalışmasını çok beğendi. Merve, arkadaşlarına fasulyenin bir hafta boyunca geçirdiği tüm aşamaları defterinden göstererek anlattı.


Sunum bitince, arkadaşı Can yanına gelip çizimlerini inceledi. Merve, defterinin son sayfasına büyük harflerle bir cümle yazdı: “Bazen beklemek de öğrenmenin bir parçasıdır.” Artık o, sadece bir bitki yetiştiricisi değil, sabrın gücünü bilen küçük bir bilim insanıydı.



Aşağıdaki link ve iframe kodunu kullanarak kitabı sitene ekleyebilirsin.