Mercan ve Küçük Deniz Kabukları
Mercan, güneşin pırıl pırıl parladığı bir sabah kumsalda yürürken ayağının dibinde parlayan değişik şekillerde deniz ...
Aramaya başlamak için yukarıdaki kutuya yazın
Okuma deneyiminizi zenginleştirecek özellikler ve ipuçları


Leyla, teneffüs zili çaldığında bahçeye fırladı. Koşmak yerine, ağacın altındaki patikada duran taşlara takıldı gözü. Taşlar öylece savrulmuş gibi durmuyordu; sanki biri onları gizli bir görev için dizmişti. Leyla eğilip taşlara daha yakından bakmaya başladı.


“Bir, iki, üç... ve tekrar bir!” diye fısıldadı Leyla. Taşları saymaya başladığında şaşırtıcı bir şey fark etti. Büyük bir taşın ardından iki küçük taş geliyor, sonra yine büyük bir taş beliriyordu. Sayılar zihninde bir şarkı gibi tekrar ediyordu.


O sırada yanına arkadaşı Doruk geldi. “Ne yapıyorsun Leyla? Oyun oynamıyor muyuz?” diye sordu. Leyla, yerdeki taşları göstererek, “Bak Doruk, bu taşlar sanki bize bir şey söylemeye çalışıyor,” dedi. Doruk merakla Leyla'nın yanına çömeldi.


“Acaba aralarındaki mesafe hep aynı mı?” diye sordu Doruk. Cebinden küçük bir cetvel çıkardı. İki arkadaş, büyük taşla küçük taş arasındaki boşluğu titizlikle ölçmeye başladılar. Her ölçümde birbirlerine bakıp gülümsüyorlardı.


“Bak! Burası tam beş santim, burası da öyle!” dedi Leyla heyecanla. Bazı aralıkların birbirine tamamen eşit olduğunu fark etmişlerdi. Bu rastgele bir dizilim olamazdı; bahçede gizli bir düzen vardı.


Leyla hemen defterini açtı ve gördüklerini çizmeye başladı. Önce büyük bir yuvarlak, sonra iki küçük nokta... Taşların yerdeki duruşunu kâğıda döktükçe, karmaşık görünen bahçe bir anda netleşmeye başladı.


Çizim bittiğinde ortaya harika bir görüntü çıktı. Kâğıt üzerinde sürekli tekrar eden bir şekil grubu vardı. Leyla ve Doruk, çizime bakarken kendilerini bir dedektif gibi hissediyorlardı. “Bu bir şifre gibi!” dedi Doruk.


O sırada yanlarına Selen Öğretmen geldi. Defterdeki çizimi görünce gülümsedi. “Harika bir keşif yapmışsınız çocuklar,” dedi. “Buna matematikte 'örüntü' diyoruz. Belirli bir kurala göre tekrar eden bu dizilimler aslında dünyanın her yerinde var.”


Öğretmenlerinden örüntü kavramını öğrenen çocuklar, bahçedeki diğer malzemelerle kendi örüntülerini oluşturmaya karar verdiler. Doruk kuru yaprakları, Leyla ise küçük dalları topladı. “İki yaprak, bir dal; iki yaprak, bir dal!” diye yeni bir düzen kurdular.


Leyla o an bir şeyi fark etti. Matematik sadece sınıftaki yazı tahtasında veya kalın kitapların içinde değildi. Matematik, bahçedeki taşların arasında, ağaçların yapraklarında ve bastığı her adımdaydı. Dünya aslında dev bir matematik kitabına benziyordu.


Diğer arkadaşları da merakla yanlarına geldi. Doruk, onlara örüntü yapmayı öğretti. Masanın üzerinde boya kalemleriyle herkes kendi renkli örüntüsünü çizmeye başladı. Bahçe bir anda bir sanat ve matematik atölyesine dönüştü.


Ders zili çaldığında Leyla bahçeye son bir kez baktı. Artık sadece gri taşlar ve yeşil yapraklar görmüyordu. Onun için her taş, çözülmeyi bekleyen küçük ve eğlenceli birer matematik bulmacasıydı.



Aşağıdaki link ve iframe kodunu kullanarak kitabı sitene ekleyebilirsin.