Mercan ve Küçük Deniz Kabukları
Mercan, güneşin pırıl pırıl parladığı bir sabah kumsalda yürürken ayağının dibinde parlayan değişik şekillerde deniz ...
Aramaya başlamak için yukarıdaki kutuya yazın
Okuma deneyiminizi zenginleştirecek özellikler ve ipuçları


Güneşli bir hafta sonuydu. Kaan ve en yakın arkadaşı Elif, ormanın derinliklerinde neşeyle yürürken aniden durdular. Yemyeşil otların arasında, ağaçların gölgesinde hiç de oraya ait olmayan şeyler vardı. Birileri piknik yapmış ve plastik şişelerini, cips paketlerini öylece bırakıp gitmişti. Kaan kaşlarını çattı; bu güzel manzara kirletilmişti.


“Bunları hemen toplamalıyız,” dedi Elif. Ancak Kaan, annesi Melis'in söylediklerini hatırladı. “Önce büyüklere sormalıyız Elif,” dedi Kaan. “Bazı çöpler keskin veya tehlikeli olabilir.” Hemen biraz ileride yürüyen Melis Hanım'ın yanına koştular. Melis Hanım çocukları dikkatle dinledi ve bu duyarlı davranışları için onları tebrik etti.


Melis Hanım çantasından kalın temizlik eldivenleri ve büyük poşetler çıkardı. Alp de onlara katıldı. Kaan ve arkadaşları, ellerine eldivenlerini takarak güvenli bir şekilde işe koyuldular. Çöpleri toplamak bir oyun gibi gelmişti ama aslında çok önemli bir görev yapıyorlardı. Orman yavaş yavaş eski güzelliğine kavuşuyordu.


Sadece çöp toplamak yetmezdi; onları doğru şekilde ayırmak gerekiyordu. Kaan ve Alp, topladıkları atıkları gruplara ayırmaya başladılar. Plastikler bir tarafa, kâğıtlar diğer tarafa, cam şişeler ise ayrı bir yere... “Geri dönüşüm sayesinde bu çöpler yeniden kullanılabilir,” dedi Alp heyecanla.


Eve döndüklerinde Kaan ve Elif'in aklında bir soru vardı: Bu çöpler ormanda kalsaydı ne olurdu? Bilgisayarın başına geçip araştırmaya başladılar. Gördükleri bilgiler onları çok şaşırttı. Doğaya bırakılan atıklar sadece çirkin görünmekle kalmıyor, ormanda yaşayan dostlarımızı da hasta ediyordu.


Alp de araştırmaya katılmıştı. Bir kuşun, birileri tarafından yere atılmış plastik bir halkaya kanadını takabileceğini ve uçamayacağını öğrendiklerinde çok üzüldüler. “Bizim için küçük bir çöp, onlar için büyük bir engel olabilir,” diye düşündü Alp. Bu durumu herkese anlatmaları gerektiğini anladılar.


Ertesi gün okulda Kaan ve Elif harika bir fikir buldular. Doğa yürüyüşüne çıkan herkes için küçük bir “Doğa Davranış Rehberi” hazırlayacaklardı. Renkli kalemlerini ve kartonlarını çıkardılar. “Küçük Orman Korucuları Görev Başında!” yazarak rehberlerini süslemeye başladılar.


Elif rehberin maddelerini büyük bir özenle yazdı: “Çöplerini asla doğada bırakma, onları geri götür. Hayvanları uzaktan izle, onları korkutma. Çiçekleri dalında sev, bitkilere zarar verme.” Elif, hazırladıkları rehberin üzerine küçük bir çiçek ve bir çöp kutusu resmi çizdi.


Kaan ve arkadaşları hazırladıkları rehberi sınıfta arkadaşlarıyla paylaştılar. Öğretmenleri Selin Hanım onları gururla izledi. “Doğayı korumak için gösterdiğiniz bu dikkatli davranış tüm sınıfa örnek olmalı,” dedi Selin Hanım. Bütün sınıf arkadaşları Kaan ve ekibini alkışladı.


O akşam Kaan penceresinden dışarıdaki ağaçlara baktı. Artık kendini daha güçlü hissediyordu. Doğayı korumanın devasa kahramanlıklar, pelerinler ya da özel güçler gerektirmediğini anlamıştı. Bazen sadece doğru olanı yapmak ve bunu başkalarına nazikçe hatırlatmak bile dünyayı değiştirmeye yetiyordu.



Aşağıdaki link ve iframe kodunu kullanarak kitabı sitene ekleyebilirsin.