Mercan ve Küçük Deniz Kabukları
Mercan, güneşin pırıl pırıl parladığı bir sabah kumsalda yürürken ayağının dibinde parlayan değişik şekillerde deniz ...
Aramaya başlamak için yukarıdaki kutuya yazın
Okuma deneyiminizi zenginleştirecek özellikler ve ipuçları


Kaan, her sabah okula giderken mahallenin içinden geçen derenin üzerindeki küçük taş köprüden geçerdi. Ancak o sabah bir tuhaflık fark etti. Derenin suyu her zamanki gibi pırıl pırıl ve berrak değildi. Suyun rengi grileşmiş, bulanık bir hal almıştı. Kaan köprünün korkuluklarına yaslanıp aşağıya baktı ve “Neler oluyor böyle?” diye fısıldadı.


Kaan hemen en yakın arkadaşı Duru’nun yanına koştu. Duru, bahçesinde bitkileri inceliyordu. Kaan heyecanla, “Duru, hemen dereye gelmelisin! Suyu görmen lazım, çok kötü görünüyor,” dedi. Duru elindeki not defterini kapattı ve Kaan’ın arkasından derenin yolunu tuttu.


Köprüye ulaştıklarında yanlarına Toprak da geldi. Çocuklar suyun kıyısına kadar indiler. Toprak, suyun üzerindeki beyaz köpükleri ve kıyıya vuran plastik şişeleri gösterdi. “Bakın, sadece bulanık değil, her yer çöp dolmuş,” dedi. Çocuklar derenin bu haline çok üzülmüştü; bir şeyler yapmaları gerektiğini biliyorlardı.


Çocuklar ne yapacaklarını bilemeyince okula gidip öğretmenleri Esin Hanım’dan yardım istemeye karar verdiler. Kaan, sabah çektiği bulanık suyun fotoğrafını öğretmenine gösterdi. Esin Hanım fotoğrafa dikkatle baktı ve “Bu çok ciddi bir durum çocuklar, doğayı korumak için harekete geçmeliyiz,” dedi.


Esin Hanım hemen telefonu eline alıp belediyedeki çevre birimini aradı. Durumu detaylıca anlattı ve çocukların tespitlerinden bahsetti. Duru, öğretmeninin yanından bir an bile ayrılmıyor, konuşmanın bitmesini ve bir çözüm bulunmasını umutla bekliyordu.


Öğleden sonra derenin yanına resmi kıyafetli bir uzman geldi. Uzman amca, elindeki özel cam tüplerle sudan örnekler aldı. Kaan, uzmanın yanına iyice yaklaştı. “Bu su neden böyle oldu?” diye sordu. Uzman, “Bunu laboratuvarda inceleyeceğiz ve kaynağını bulacağız Kaan,” diye yanıtladı.


Bu sırada Duru ve Toprak, okul kütüphanesinde hummalı bir çalışmaya başladılar. Su kirliliği ve nehir ekosistemi hakkında kitaplar karıştırıyorlardı. Duru, “Önce biz öğrenmeliyiz ki başkalarına da anlatabilelim,” diyerek önemli bilgilerin altını çiziyordu.


Ertesi gün okulun girişine kocaman bir pano hazırladılar. Kaan ve Duru, hazırladıkları resimleri ve “Derenin Sesi Ol” yazan büyük başlığı panoya iğnelediler. Panoda, temiz suyun içinde yaşayan mutlu balıkların resimleri vardı. Artık tüm okul bu durumdan haberdardı.


Farkındalık çalışmasını mahalle geneline yaymaya karar verdiler. Toprak, hazırladıkları el ilanlarını kapı kapı dolaşarak komşulara dağıtmaya başladı. Bahçesinde çiçeklerini sulayan Ayşe Teyze’ye, “Derenin temiz kalması için hepimiz dikkatli olmalıyız Ayşe Teyze,” diyerek bir ilan verdi.


Birkaç gün sonra müjdeli haber geldi. Belediye ekipleri dereye gelerek temizlik çalışmalarına başladı. İşçiler özel araçlarla sudaki çöpleri ve zararlı atıkları topladılar. Kaan, dere kenarında durup çalışan amcalara el sallayarak onlara teşekkür etti.


Hafta sonu geldiğinde dere eski haline dönmüştü. Su yine pırıl pırıl akıyor, dibindeki taşlar seçilebiliyordu. Duru ve Toprak suyun kenarına oturup neşeyle yüzen küçük balıkları izlediler. Duru, “Başardık, dere yeniden nefes alıyor,” dedi.


Kaan, elindeki “Küçük Nehir Araştırmacıları” günlüğüne son notlarını yazdı. Doğayı korumak için sadece üzülmenin yetmeyeceğini, doğru kişilere haber vermenin ve birlikte hareket etmenin ne kadar önemli olduğunu anlamıştı. Kaan ve arkadaşları o günden sonra dereyi gözlemlemeyi hiç bırakmadılar.



Aşağıdaki link ve iframe kodunu kullanarak kitabı sitene ekleyebilirsin.