Mercan ve Küçük Deniz Kabukları
Mercan, güneşin pırıl pırıl parladığı bir sabah kumsalda yürürken ayağının dibinde parlayan değişik şekillerde deniz ...
Aramaya başlamak için yukarıdaki kutuya yazın
Okuma deneyiminizi zenginleştirecek özellikler ve ipuçları


İpek fen dersini her zaman çok sevmişti. Öğretmeni sınıfa beşer tane minik, kahverengi fasulye tohumu dağıttığında heyecandan yerinde duramadı. Eve gider gitmez masasına beş tane özdeş saksı dizdi. Her birine aynı miktarda toprak koydu ve tohumları dikkatle yerleştirdi. “Hepiniz aynı anda büyüyeceksiniz ve koca birer bitki olacaksınız,” diye mırıldandı.


On gün geçmişti. İpek her gün saksılarını kontrol ediyor, hepsine tamı tamına birer fincan su veriyordu. Ancak saksılara baktığında büyük bir sürprizle karşılaştı. Tohumların hepsi aynı hızda büyümemişti! Bir tanesi boy atmış, diğeri ise toprağın altından henüz yeni başını çıkarmıştı. İpek şaşkınlıkla, “Ama hepinize aynı davrandım, neden farklısınız?” diye sordu.


İpek, ertesi gün saksılarını okula götürüp öğretmeni Selen’e gösterdi. “Öğretmenim, hepsine eşit miktarda su verdim ama biri dev gibi olurken diğeri çok küçük kaldı,” dedi üzülerek. Selen öğretmen gülümsedi ve saksılara yaklaştı. “Bilim bazen bize beklemediğimiz sorular sorar İpek. Sence görünmeyen başka hangi farklar olabilir?” diye sordu.


İpek o akşam kütüphaneye gitmeye karar verdi. Büyük, resimli bitki kitaplarını masasına yaydı. Okudukça yeni şeyler keşfetti. Toprağın içindeki minerallerden, saksının durduğu yerdeki gün ışığı açısına kadar pek çok şeyin büyümeyi etkileyebileceğini öğrendi. “Belki de her tohumun kendine has bir hızı vardır,” diye düşündü ve defterine notlar almaya başladı.


İpek, Selen öğretmenin yanına yeni bir planla gitti. “Öğretmenim, deneyimi tekrarlamak istiyorum,” dedi heyecanla. “Bu sefer sadece suyla yetinmeyeceğim. Işığı, toprağı ve sıcaklığı karşılaştıracağım.” Selen öğretmen başını sallayarak onayladı. “Bu harika bir fikir İpek! Gerçek bir bilim insanı gibi düşünüyorsun,” dedi.


Yeni deney zamanı gelmişti! İpek bu kez işi daha sıkı tuttu. Saksıların yarısını güneşli pencerenin önüne, diğer yarısını ise odanın daha gölge bir köşesine yerleştirdi. Bazı saksılara bahçeden taze toprak koyarken, bazılarına eski toprak ekledi. Her saksının üzerine ne tür koşullarda olduğunu belirten renkli etiketler yapıştırdı.


İpek her sabah elinde cetveli ve büyüteciyle saksıların başına geçti. Bitkilerin boylarını milim milim ölçtü. Yaprakların rengine ve kalınlığına dikkatle baktı. Gözlemlerini büyük bir kartona, renkli kalemlerle çizdiği bir tabloya kaydetmeye başladı. Her gün yeni bir veri, yeni bir ipucu demekti.


Birkaç hafta sonra sonuçlar netleşmişti. Güneş alan ve mineralli toprakta duran bitkiler, diğerlerinden çok daha hızlı ve gür büyümüştü. İpek, hazırladığı sonuç tablosunu Selen öğretmene gösterdi. “Bakın öğretmenim,” dedi. “Aynı tohumlar bile olsalar, koşullar değişince hikayeleri de değişiyor!”


İpek, ilk deneyi başarısız olduğu için değil, daha fazlasını öğrenmesi gerektiği için sonuçların farklı çıktığını anladı. Tek bir denemeden kesin bir sonuç çıkarmanın yanıltıcı olabileceğini görmüştü. Bilim, sabırla tekrar etmek ve parçaları birleştirmek demekti. Doğanın gizemi, küçük detaylarda saklıydı.


İpek, bilim defterinin en son sayfasını açtı. Yeni, tertemiz bir sayfaya en sevdiği mor kalemiyle kocaman harflerle bir not düştü: “TEKRAR DENE VE KARŞILAŞTIR.” Artık bir bilim insanı olmanın ilk kuralını kalbine yazmıştı. Bir sonraki deneyi için şimdiden yeni fikirler düşünmeye başlamıştı bile.



Aşağıdaki link ve iframe kodunu kullanarak kitabı sitene ekleyebilirsin.