Mercan ve Küçük Deniz Kabukları
Mercan, güneşin pırıl pırıl parladığı bir sabah kumsalda yürürken ayağının dibinde parlayan değişik şekillerde deniz ...
Aramaya başlamak için yukarıdaki kutuya yazın
Okuma deneyiminizi zenginleştirecek özellikler ve ipuçları


Güneşli bir Pazartesi sabahı, Kerem Öğretmen sınıfa elinde renkli defterlerle girdi. “Çocuklar,” dedi gülümseyerek, “Bu hafta bir deney yapacağız. Herkes bir 'Küçük İyilik Defteri' tutacak. Gün içinde yaptığınız en küçük bir iyiliği bile buraya not etmenizi istiyorum.” Efe, öğretmenin ona uzattığı gökyüzü mavisi defteri heyecanla aldı. Acaba bir hafta boyunca içine neler yazabilecekti?


Okul çıkışında Efe, arkadaşı Defne'nin bahçede üzgün durduğunu gördü. Defne'nin elindeki tüm boya kalemleri yere saçılmıştı. Efe hemen yanına koştu ve eğilip kalemleri tek tek toplamasına yardım etti. Defne'nin yüzünde kocaman bir gülümseme belirdi. “Teşekkür ederim Efe!” dedi. Efe, kalbinde sıcacık bir hisle eve doğru yürüdü.


O akşam Efe, çalışma masasının başına oturdu. Mavi defterinin ilk sayfasını açtı ve özenle yazdı: “1. Gün: Defne'nin kalemlerini toplamasına yardım ettim. O gülümseyince ben de mutlu oldum.” Defterine bakarken, birinin yüzünü güldürmenin aslında ne kadar kolay olduğunu düşündü.


İkinci gün Efe, sınıfını daha güzel bir yer yapmaya karar verdi. Teneffüste herkes dışarıdayken, arkadaşı Mert'in dağılan sırasını ve kendi masasını topladı. Kalemlikleri düzeltti, kağıtları üst üste koydu. Mert sınıfa gelip sırasını tertemiz görünce çok şaşırdı ve “Vay canına, kim yaptıysa harika olmuş!” diyerek sevindi.


Üçüncü gün okula yeni bir öğrenci geldi. Adı Atlas'tı ve buralara çok yabancı görünüyordu. Kerem Öğretmen, Efe'den ona okulu gezdirmesini istedi. Efe, Atlas'ı kütüphaneye, spor salonuna ve kantine götürdü. Atlas başta çok çekingendi ama Efe ona okulun en sevdiği köşelerini anlatınca rahatlamaya başladı.


Atlas, tur bittiğinde Efe'nin elini sıktı. “Kendimi çok daha iyi hissediyorum, teşekkürler Efe,” dedi. Efe, küçük iyiliklerin sadece yardım etmek değil, birini evinde hissettirmek olduğunu da fark etti. Küçük bir ilgi, Atlas'ın yüzünde büyük bir gülümseme yaratmıştı.


Kısa süre sonra diğer çocuklar da Efe'nin neşesini fark etti. Defne ve Mert de kendi defterlerini tutmaya başladılar. Teneffüslerde bir araya gelip birbirlerine neler yazdıklarını anlatıyorlardı. “Ben bugün kantinde sıramı verdim!”, “Ben de bahçedeki çöpleri topladım!” diyerek birbirlerini motive ediyorlardı.


Ancak dördüncü gün Efe bir şey fark etti. Mert, defterine daha çok şey yazabilmek için sürekli yapılacak bir iyilik arıyordu. Sanki bu bir yarışa dönüşmüştü. Efe kendi kendine sordu: “Sırf deftere yazmak için mi iyilik yapmalıyım, yoksa gerçekten istediğim için mi?”


O gün okul çıkışında, Efe kantinin önünde birinin cüzdanını düşürdüğünü gördü. Hemen koşup cüzdanı aldı ve sahibine yetiştirdi. O an aklına defteri hiç gelmedi. Sadece o kişinin üzülmesini istememişti. Kerem Öğretmen bu sahneyi uzaktan gördü ve Efe'nin yanına gelip elini omzuna koydu.


Hafta bittiğinde Efe, defterinin son sayfasını açtı. Oraya diğerlerinden daha büyük harflerle bir not düştü: “İyilik bir yarış değil, kalpten gelen bir sestir. En güzel iyilik, yazılmasa da birinin kalbinde kalandır.” Efe artık biliyordu; defteri dolsa da dolmasa da, dünya onun küçük iyilikleriyle daha renkli bir yer olmaya devam edecekti.



Aşağıdaki link ve iframe kodunu kullanarak kitabı sitene ekleyebilirsin.