Bora ve Kayıp Sesin İzinde
Okulun koridorları teneffüs zilinin ardından sessizliğe bürünmüştü. Bora, flütünü almak için müzik odasına doğru yürü...
Aramaya başlamak için yukarıdaki kutuya yazın
Okuma deneyiminizi zenginleştirecek özellikler ve ipuçları


Eda, her akşam penceresinden gökyüzünü seyretmeye bayılırdı. Yıldızlar sanki ona göz kırpıyor, Ay ise her gece farklı bir hikaye anlatıyordu. Bir gün okulda harika bir fikir aklına geldi. Arkadaşlarıyla bir gökyüzü kulübü kuracaktı! Hemen renkli kalemlerini aldı ve panoya asmak için büyük bir ilan hazırladı: “Küçük Yıldız Gözlemcileri aranıyor!”


İlanı gören ilk kişi Mert oldu. Mert, uzay gemilerine ve roketlere bayılırdı. Eda’nın yanına gelip, “Ben de katılabilir miyim?” diye sordu. Eda sevinçle onayladı. Birlikte kulübün ilk toplantısı için plan yapmaya başladılar. Mert’in elinde kocaman, boş bir gözlem defteri vardı. “Buraya gördüğümüz her şeyi çizeceğiz,” dedi Mert gururla.


Kısa süre sonra Selin de onlara katıldı. Selin’in çok güçlü bir dürbünü vardı. Üç arkadaş, okulun bahçesindeki büyük ağacın altında toplandılar. Eda, “Görevimiz her gece Ay’ı izlemek ve şeklini defterimize çizmek,” diye açıkladı. Selin dürbününü gökyüzüne doğru çevirdi, henüz hava kararmamıştı ama Ay belli belirsiz görünüyordu.


O gece Eda, odasının penceresinden dışarı baktı. Ay, gökyüzünde kocaman ve sapsarı bir daire gibi parlıyordu. Tıpkı dev bir fener gibiydi! Eda dikkatle defterine tam bir daire çizdi ve içini boyadı. “Bu harika bir Dolunay,” diye fısıldadı kendi kendine.


Birkaç gün sonra gözlem sırası Mert’teydi. Mert bahçeye çıktığında şaşırdı. Ay artık tam bir daire değildi. Kenarından birazcık ısırılmış bir elmaya benziyordu. Mert hemen defterini açtı ve gördüğü bu yeni şekli dikkatle çizdi. Ay neden küçülüyordu?


Bir hafta geçtiğinde kulüp üyeleri tekrar bir araya geldi. Selin, kendi çizimlerini gösterdi. “Bakın,” dedi, “Ay şimdi de 'D' harfine benziyor!” Eda ve Selin defterlerini yan yana koydular. Ay her gece biraz daha değişmiş, her gece biraz daha incelmişti. Bu gizemi çözmeleri gerekiyordu.


Eda ve Mert okul kütüphanesine gittiler. Uzay ve gökyüzüyle ilgili kitapları karıştırmaya başladılar. “Belki de Ay kendi ışığını söndürüyordur,” dedi Mert. Eda kitaplardan birinde ilginç bir bilgi buldu ama tam anlayamadı. Tam o sırada öğretmenleri Bayan Işık yanlarına geldi.


Bayan Işık, çocukların merakını görünce gülümsedi. “Çocuklar, Ay aslında kendi ışığını üretmez,” dedi. Mert ve Eda şaşkınlıkla birbirlerine baktılar. Bayan Işık, “Ay, tıpkı bir ayna gibidir. Güneş'ten gelen ışığı bize yansıtır,” diye devam etti. Ertesi gün sınıfta onlara özel bir model hazırlayacağına söz verdi.


Ertesi gün sınıfta heyecan doruktaydı. Bayan Işık, büyük bir lamba ve küçük bir top getirdi. Lambayı masanın ortasına koydu. “Bu lamba Güneş olsun,” dedi. Eda’dan topu tutmasını istedi. Eda, Ay’ı temsil eden topu lambanın etrafında yavaşça döndürmeye başladı.


Işık topun sadece bir tarafını aydınlatıyordu. Eda topu döndürdükçe, Selin topun farklı kısımlarının parladığını fark etti. Eda, “Bak Selin!” dedi. “Ben topu döndürdükçe senin gördüğün aydınlık kısım değişiyor. İşte Ay’ın evreleri böyle oluşuyor!” Selin gözlerine inanamıyordu, her şey şimdi çok daha netti.


Mert, “Demek ki Ay kaybolmuyor, sadece Güneş ışığını yansıtan kısmını farklı açılardan görüyoruz,” dedi. Kendi defterine büyük bir güneş ve onun ışığını yansıtan bir Ay çizdi. Artık gökyüzüne baktığında ne gördüğünü çok daha iyi biliyordu. Ay bir ışık kaynağı değil, gökyüzünün en büyük aynasıydı.


O akşam “Küçük Yıldız Gözlemcileri” bahçede toplandılar. Gökyüzü pırıl pırıldı. Ay, incecik bir hilal şeklinde onlara gülümsüyordu. Eda, “Ay’ın sırrını çözdük ama gökyüzünde daha keşfedilecek çok şey var,” dedi. Mert dürbününü hazırladı. Bir sonraki hedefleri parlayan gezegenleri bulmaktı. Macera yeni başlıyordu.



Aşağıdaki link ve iframe kodunu kullanarak kitabı sitene ekleyebilirsin.