Mercan ve Küçük Deniz Kabukları
Mercan, güneşin pırıl pırıl parladığı bir sabah kumsalda yürürken ayağının dibinde parlayan değişik şekillerde deniz ...
Aramaya başlamak için yukarıdaki kutuya yazın
Okuma deneyiminizi zenginleştirecek özellikler ve ipuçları


Ceren, her zaman okulun gizli köşelerini merak eden, araştırmacı bir çocuktu. Bir öğleden sonra, okulun en alt katındaki eski ve tozlu deponun kapısının aralık olduğunu fark etti. İçeriye adımını attığında, havada uçuşan toz zerreleri ve eski kitap kokusu onu karşıladı.


Deponun en arkasında, eski bir tiyatro dekorunun arkasına gizlenmiş mavi, ahşap bir kutu buldu. Kutunun boyaları yer yer dökülmüş, üzerini kalın bir toz tabakası kaplamıştı. Ceren, heyecanla kutuya doğru uzandı ve parmaklarıyla üzerini hafifçe sildi.


Kutunun kapağını yavaşça araladığında gözleri parladı. Kutunun üzerinde soluk harflerle “Okul Postası” yazıyordu. İçerisi, kenarları sararmış, üzerlerinde renkli pullar ve el yazısıyla yazılmış adresler olan düzinelerce mektup zarfıyla doluydu.


Ceren bu keşfini paylaşmak için hemen en sevdiği öğretmeni Bilge Hanım'ın yanına koştu. Bilge Hanım, koridorda kitaplarını taşırken Ceren'i nefes nefese gördü. Ceren, “Öğretmenim, depoda unutulmuş bir hazine buldum!” diyerek kutuyu gösterdi.


Bilge Hanım gözlüklerini taktı ve mektuplardan birini eline alıp inceledi. Üzerindeki tarihleri görünce şaşkınlığı arttı. “Bunlar otuz yıl öncesine ait mektuplar Ceren. Hiçbiri sahiplerine ulaşmamış,” diye fısıldadı Bilge Hanım.


Mektupların kime ait olduğunu bulmak için birlikte okul kütüphanesine gittiler. Bilge Hanım, en üst raftaki kalın ve eski okul yıllıklarını indirdi. Ceren ile birlikte tozlu sayfaları tek tek çevirmeye başladılar.


Zarfların üzerindeki isimlerle yıllıkteki fotoğrafları karşılaştırdılar. “Bakın öğretmenim!” dedi Ceren. “Bu mektup, o zamanlar beşinci sınıfta olan bir öğrenciye aitmiş.” Ceren, fotoğraftaki çocuğun gülen yüzüne bakarak mektupların ne kadar değerli olduğunu hissetti.


Ceren bir an için mektupların içinde ne yazdığını merak etti. Elini bir zarfa götürdü ama sonra durdu. Bu mektuplar başkalarının hatıraları ve sırlarıydı. “Okumamalıyım,” diye düşündü Ceren, “bu onların özeli.”


Bilge Hanım ve Ceren, kutuyu dikkatlice alıp Okul Müdürü Selim Bey'in odasına gittiler. Ceren, kutuyu nasıl bulduğunu ve neden açmadığını dürüstçe anlattı. “Bu mektupları gerçek sahiplerine ulaştırmalıyız ya da korumalıyız efendim,” dedi.


Selim Bey, Ceren'e gururla baktı. “Bu yaptığın çok erdemli bir davranış Ceren. Başkalarının eşyalarına ve mahremiyetine gösterdiğin bu saygı, mektupların kendisinden bile daha değerli,” diyerek onu tebrik etti.


Birkaç gün sonra, okulun girişinde özel bir cam bölme hazırlandı. Bilge Hanım ve Ceren, “Okul Tarihi Köşesi” adını verdikleri bu alana mektup kutusunu ve birkaç eski fotoğrafı özenle yerleştirdiler.


Ceren, camın arkasında parlayan kutuya bakarken gülümsedi. Mektupları okumamıştı ama onlara saygı duyarak en doğru şeyi yaptığını biliyordu. Özel eşyalara ve gizliliğe değer vermenin, bir insanı gerçek bir kahraman yaptığını artık çok iyi anlamıştı.



Aşağıdaki link ve iframe kodunu kullanarak kitabı sitene ekleyebilirsin.