Mercan ve Küçük Deniz Kabukları
Mercan, güneşin pırıl pırıl parladığı bir sabah kumsalda yürürken ayağının dibinde parlayan değişik şekillerde deniz ...
Aramaya başlamak için yukarıdaki kutuya yazın
Okuma deneyiminizi zenginleştirecek özellikler ve ipuçları


Berke robotlara bayılıyordu. Gözleri parlayarak okulun robotik kulübünün kapısından içeri girdi. Oda, renkli kablolar, metal parçalar ve heyecan verici aletlerle doluydu. Berke, kendi robotunu yapma fikriyle yerinde duramıyordu. Duvarlardaki robot posterleri sanki ona gülümsüyordu.


Masanın başında oturan iki çocuk onu karşıladı. Selin ve Can, robot parçalarını ayıklıyorlardı. “Merhaba Berke!” dedi Selin neşeyle. Can ise elindeki dişliyi göstererek, “Tam zamanında geldin, büyük yarışma için bir ekip kuruyoruz,” diye ekledi. Berke hemen masanın yanına koştu.


Takım hemen işe koyuldu. “Siyah çizgiyi takip eden bir robot yapalım,” diye önerdi Selin. Berke ve Selin, robotun ana gövdesini oluşturacak parçaları seçmeye başladılar. Berke, robotun gövdesinin metalik mavi olmasını istedi. Birlikte planlar yaparken zamanın nasıl geçtiğini anlamadılar.


Robotun montajı bittiğinde ilk denemeyi yapmaya karar verdiler. Can, robotu yere serilen siyah bantlı pistin üzerine bıraktı. “Hadi bakalım Küçük Mavi!” dedi Berke. Ancak robot, düz gitmek yerine olduğu yerde sürekli sağa doğru dönmeye başladı. Kendi etrafında fır fır dönüyordu.


Takım robotun etrafına toplanıp sorunu tartışmaya başladı. Selin, robotun altındaki ışık sensörlerini dikkatle inceledi. Can ise elindeki tornavidayla robotun tekerleklerini kontrol ediyordu. “Bir yerlerde bir hata yapmış olmalıyız,” dedi Can kaşlarını çatarak. Pes etmeye niyetleri yoktu.


“Buldum!” diye bağırdı Selin. “Sağ taraftaki sensör çok dışarıda kalmış, bu yüzden çizgiyi göremiyor.” Berke hemen tornavidayı kaptı. Selin robotu sabit tutarken, Berke sensörü olması gereken yere, tam merkeze doğru dikkatlice kaydırdı. İşte şimdi her şey daha mantıklı görünüyordu.


İkinci deneme için heyecan doruktaydı. Can robotu tekrar piste koydu. “Başla!” diye komut verdi Berke. Bu sefer robot, çizgiden ayrılmadan, sanki görünmez bir ray üzerindeymiş gibi dümdüz ilerledi. Can ve Berke birbirlerine bakıp sevinçle ellerini çırptılar. Başarmışlardı!


Ve büyük yarışma günü geldi! Okulun spor salonu ışıl ışıldı. Her yer çocuklarla ve ilginç robotlarla doluydu. Berke ve Selin, sıralarını beklerken biraz gergindiler. “Sakın endişelenme,” dedi Selin, “Biz elimizden gelenin en iyisini yaptık.”


Yarışma başladı. Robotları harika gidiyordu. Ancak tam ortada, robot aniden zınk diye durdu! Işıkları sönmüştü. Herkes nefesini tuttu. Selin ve Can hemen robotun yanına çömeldi. Paniklemek yerine, robotun içine bakmaya karar verdiler. “Ne oldu acaba?” diye fısıldadı Selin.


Berke bir büyüteçle yaklaştı ve gülümsedi. “Sadece bir kablo gevşemiş!” dedi. Can parmaklarını kullanarak çıkan kırmızı kabloyu yerine taktı. “Tık” diye bir ses geldi ve robotun gözlerindeki mavi LED'ler tekrar parlamaya başladı. Küçük robot sanki uykudan uyanmış gibiydi.


Robot tekrar harekete geçti ve hızla bitiş çizgisini geçti! Tüm salon alkışlarla inliyordu. Berke ve Selin mutlulukla havaya zıpladılar. Sadece robotları yarışı bitirdiği için değil, bir sorunu pes etmeden çözdükleri için çok gururluydular.


Yarışma sonunda madalyalarını alırken Berke bir şeyi çok iyi anlamıştı. Robotlar harikaydı ama en önemli şey takım çalışmasıydı. Can ve Selin'e dönüp, “Birlikteyken çözemeyeceğimiz sorun yok!” dedi. Üç arkadaş, yeni projeler planlamak üzere laboratuvara doğru yürürken güneş batıyordu.



Aşağıdaki link ve iframe kodunu kullanarak kitabı sitene ekleyebilirsin.