Mercan ve Küçük Deniz Kabukları
Mercan, güneşin pırıl pırıl parladığı bir sabah kumsalda yürürken ayağının dibinde parlayan değişik şekillerde deniz ...
Aramaya başlamak için yukarıdaki kutuya yazın
Okuma deneyiminizi zenginleştirecek özellikler ve ipuçları


Beren, güneşin ağaç dalları arasından süzüldüğü her sabah, en yakın dostu olan ormana koşardı. Yanında her zaman büyük, çizgili bir defter ve rengarenk kalemleri olurdu. Onun için her ağaç bir hikaye, her çiçek ise yeni bir dünyaydı. Beren, doğanın fısıltılarını dinlemeyi ve gördüğü güzellikleri kağıda dökmeyi her şeyden çok severdi.


O gün Beren, çimenlerin arasında parlayan kırmızı bir gelincik gördü. Defterini açtı ve çiçeğin incecik yapraklarını, ortasındaki siyah benekleri dikkatle çizmeye başladı. “Seni buldum küçük dostum,” dedi fısıldayarak. Doğanın bu küçük mucizesini albümüne eklemek ona büyük bir mutluluk veriyordu.


Bir süre sonra Beren, birbirine çok benzeyen iki yeşil yaprak buldu. İlk bakışta ikisi de aynı ağaçtan düşmüş gibi görünüyordu. Ancak Beren yaprakları eline alıp gökyüzüne doğru tuttuğunda, güneş ışığı damarlarını belirginleştirdi. İşte o an, bu iki yaprağın aslında ne kadar farklı olduğunu fark etti.


Yapraklardan birinin kenarları tırtıklıydı, diğeri ise dümdüz ve pürüzsüzdü. Biri koyu yeşil ve sertti, diğeri ise daha açık bir tonda ve kadife gibi yumuşaktı. Beren heyecanla çantasına uzandı ve büyütecini çıkardı. “Doğa, ne kadar da çok ayrıntı saklıyorsun!” diye düşündü.


Beren o akşam eve döndüğünde, odasındaki bitki kitaplarını karıştırmaya başladı. Bulduğu yaprakların hangi ağaçlara ait olduğunu merak ediyordu. Kitaplardaki resimlerle kendi çizimlerini karşılaştırdı. Tırtıklı yaprak bir çınar ağacına, pürüzsüz olan ise bir akasya ağacına aitti. Artık ormanı sadece renkleriyle değil, isimleriyle de tanımak istiyordu.


Ertesi gün Beren, ormanda arkadaşı Arda ile karşılaştı. Arda, Beren'in elindeki albümü görünce merakla yanına geldi. Beren ona çınar ve akasya yaprakları arasındaki farkları anlattı. Arda şaşkınlıkla, “Ben hepsini sadece 'yeşil yaprak' sanıyordum,” dedi. Birlikte yeni keşifler yapmak için sözleştiler.


Kısa süre sonra diğer arkadaşları Selin de onlara katıldı. Beren, Selin'e bir ağacın sadece yaprağından değil, gövdesindeki kabukların deseninden bile tanınabileceğini gösterdi. Selin, “Bu orman meğer okunmayı bekleyen dev bir kitapmış!” diyerek bir çam kozalağını incelemeye başladı.


Arda ve Selin, Beren'in rehberliğinde ormanın her köşesinde farklı hazineler aramaya başladılar. Arda, yere düşmüş ilginç şekilli dalları topluyor, Selin ise kurumuş renkli yaprakları biriktiriyordu. Her buldukları parça, ormanın ne kadar zengin bir yer olduğunu onlara bir kez daha hatırlatıyordu.


Çocuklar, topladıkları tüm bu güzellikleri diğer arkadaşlarıyla paylaşmak istediler. Ormanın girişindeki düzlükte bir “Doğa Sergisi” düzenlemeye karar verdiler. Beren ve Arda, çizimleri ve topladıkları yaprakları ağaçların arasına gerdikleri iplere özenle asmaya başladılar.


Sergi günü geldiğinde orman cıvıl cıvıl oldu. Beren ve Selin, gelen misafirlere bitkilerin hikayelerini anlattılar. Beren artık sadece bir ressam değil, aynı zamanda küçük bir doğa kaşifiydi. Gözlemledikçe ayrıntıları fark ediyor, fark ettikçe ormanı daha çok seviyordu.



Aşağıdaki link ve iframe kodunu kullanarak kitabı sitene ekleyebilirsin.