Mercan ve Küçük Deniz Kabukları
Mercan, güneşin pırıl pırıl parladığı bir sabah kumsalda yürürken ayağının dibinde parlayan değişik şekillerde deniz ...
Aramaya başlamak için yukarıdaki kutuya yazın
Okuma deneyiminizi zenginleştirecek özellikler ve ipuçları


Okulun arka bahçesinde, yüksek duvarların arasında unutulmuş, tozlu ve gri bir köşe vardı. Aylin her teneffüs buraya bakar, buranın nasıl daha güzel olabileceğini hayal ederdi. “Burası neden rengarenk bir bahçe olmasın?” diye düşündü. Gözlerini kapattığında çiçeklerin kokusunu şimdiden duyabiliyordu. Aylin, bu boş alanı canlandırmaya karar verdi.


Ertesi gün Aylin işe koyuldu. En yakın arkadaşı Mert’i yanına çağırdı. “Önce buranın ne kadar büyük olduğunu bilmeliyiz,” dedi Aylin. Mert elinde uzun, sarı bir şerit metre tutuyordu. Birlikte duvarın bir ucundan diğerine kadar alanı ölçtüler. Aylin, cebinden çıkardığı küçük not defterine sayıları dikkatlice kaydetti.


Bahçe yapmak sadece ölçmekle bitmiyordu. Aylin, gün boyunca o köşeyi izledi. Hangi taraf daha çok güneş alıyordu? Hangi köşe hep ağaçların gölgesinde kalıyordu? Güneşin gökyüzündeki yolculuğunu takip ederek notlar aldı. Çünkü bazı bitkiler güneş banyosu yapmayı severken, bazıları serin gölgelerde saklanmayı tercih ederdi.


Aylin akşam eve gittiğinde hemen bitki kitaplarını açtı. Lavantalar güneşi mi severdi? Ortancalar gölgede mi mutlu olurdu? Her bitkinin neye ihtiyacı olduğunu tek tek araştırdı. Renkli resimlere bakarken, okulun o gri köşesinin zihninde yavaş yavaş yeşerdiğini hissediyordu.


Okulda Mert ile tekrar buluşup büyük bir kağıt açtılar. “İşte planımız!” dedi Aylin. Birlikte kağıdın üzerine daireler ve yollar çizmeye başladılar. Nereye çiçek ekilecek, nereye ağaç dikilecek her şeyi belirlediler. Heyecanla renkli kalemlerini kullanarak bahçenin ilk taslağını oluşturdular.


“Buraya bir yürüyüş yolu eklemeliyiz,” dedi Mert, elindeki mavi kalemi planın ortasından geçirirken. “Ve şuraya da kitap okumak için küçük bir dinlenme köşesi!” Zeynep Öğretmen yanlarına gelip planı merakla inceledi. Çocukların bu özenli çalışması onu çok etkilemişti.


Zeynep Öğretmen, Aylin’e dönerek, “Harika bir plan Aylin,” dedi. “Ancak küçük bir detayı unutmuş olabilir misiniz? Bitkiler dikildikleri haliyle kalmazlar.” Aylin şaşkınlıkla öğretmenine baktı. Zeynep Öğretmen, bitkilerin büyüme payını hesaba katmaları gerektiğini, aksi takdirde bahçenin çok sıkışık olacağını anlattı.


Aylin ve Mert, devasa bir ayçiçeği resmine baktılar. “Bak Mert,” dedi Aylin, “bu küçücük tohum kocaman bir bitki olacak! Eğer onları birbirine çok yakın dikersek, büyüdüklerinde birbirlerinin güneşini kapatırlar.” Şimdi anlıyorlardı; iyi bir mimar sadece bugünü değil, yarını da düşünmeliydi.


Hemen planın başına geri döndüler. Aylin silgisini kullanarak çizdiği bazı çiçekleri birbirinden uzaklaştırdı. “Büyüdüklerinde kollarını rahatça açabilsinler diye onlara yer bırakmalıyız,” dedi. Planı yeniden düzenleyerek her bitki için yeterli büyüme alanı sağladılar.


Nihayet ekim günü geldi! Aylin ve Mert, ellerinde küreklerle toprağı kazdılar. Hazırladıkları plana sadık kalarak her fidanı ve her tohumu kendi yerine yerleştirdiler. Aralarında tam da Aylin'in hesapladığı gibi geniş boşluklar vardı. Toprak ellerine bulaşmıştı ama ikisi de çok mutluydu.


İşleri bittiğinde Aylin, elindeki dosyaya ve yepyeni bahçesine baktı. “Planlama yapmak ne kadar önemliymiş,” dedi kendi kendine. Eğer ölçüm yapmasaydı ya da güneşin yerini belirlemeseydi, bu güzel bahçe asla hayalindeki gibi olamazdı. Aylin, bir bahçe mimarı gibi düşünmenin gururunu yaşıyordu.


Aylar sonra o gri köşe tamamen değişmişti. Çiçekler büyümüş, boşlukları rengarenk yapraklar doldurmuştu. Aylin ve Mert, aylar önce çizdikleri plana baktılar; her şey tam da hesapladıkları gibi yerli yerindeydi. Doğa, Aylin'in sabırlı planına harika bir karşılık vermişti.



Aşağıdaki link ve iframe kodunu kullanarak kitabı sitene ekleyebilirsin.